Dr. M.Kürşad

Dr. M.Kürşad
Taş kırılır, tunç erir, Türklük ebedidir.
"Seven bir iddiâ sahibidir ve bu nedenle sınanmaya müstehâktır." ibn Arabi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sabır=Mücadele
Puan vermedi·312 syf.··
2022 81. kitabı
Sabır korkaklık değildir. Hele beklemek hiç değildir. Sabır mücadelenin ta kendisidir. Önce sabrın ne olduğunu iyi anlamak gereklidir. Sabır: Elinden geleni yaptıktan sonra, sonucu Allaha bırakmaktır. Dille sabır, halle sabır. Duayla destek, Allahtan hayrı istemektir sabır. Sabrı Allahın Vehhab ismi ilede ilişkilendiririm. Çünkü Allahın bu sıfatı, hibe kökünden gelir. Yani Allah sen sabrederken imkansız geleni nasibin edebilir, senden bir karşılık beklemeden sonsuz hazinesinden hibede bulunabilir. Sabrı dua ile geçirmek mühimdir, hem dua sabrı kolaylaştırır. Dua etmek isteyen ama edemeyen, nasıl dua edeceğini bilemeyen pek çok insan var. Dua illaki dil ile edilecekte değildir aslında ama bu başka konu. Dua etmek için tanımak gerekir. Tanımadığımız bir yaratıcıya nasıl dua edebiliriz ki? Allahın isim ve sıfatlarını öğrenince sabrıda, duayıda, teslimiyetide, kaderide kazayıda içselleştirir insan. Ya Aziz, Ya Kadir, Ya Vahid, Ya Sabur.
SabretM. Erol Kuloğlu · Tutku Yayınevi · 201445 okunma
Oralarda yaşamak, kadın olarak yaşamak çok zor.
Puan vermedi·430 syf.··
2022 2. kitabı
Hosseini bu kitabı yazarken sanki bize şunu demek istemiş: Savaş sadece cephede yaşanmaz. Savaş, evin içinde yaşanır. Mutfakta, kapı önünde, okul yolunda, bir kadının susturulmuş sesinde yaşanır. Romanın merkezinde iki kadın var: Meryem ve Leyla. İkisi çok farklı hayatların içinden geliyor ama zamanla aynı kaderin içine düşüyorlar. Sebebi savaş, anlaşılıyor ki savaş insanları aynı kılıyor, eğitim, ekonomi, sınıf, mahalle kalmıyor.( fırsatı olup, ülkeden ayrılanlar hariç ama onlarda gittikleri yerde bir sürü sorunla yüzyüze kalıyorlar.) Bu iki kadının yaşadığı şeyler, dünyanın birçok yerinde bugün şu saatte hâlâ yaşanıyor bunu bilmek insanın içini acıtıyor. Karakterlerden Meryem: Onun hikâyesi; sessizlikle büyüyen bir insanın, içinden bir yerden yeniden “insan kalmayı” çıkarması gibi. Leyla ise umutlu başlıyor ama hayat ona “umut” denen şeyin bedelini de gösteriyor. Ve kitabın en sarsıcı tarafı şu bence: Bu roman sadece zulmü anlatmıyor… Zulüm normalleşince insanın ne kadar yalnız kaldığını da anlatıyor. Ama şunu da söylemeden geçemem: Bu kitap karanlık bir kitap evet… Fakat içinde öyle bir yer var ki, insanı tekrar hayata bağlayan bir şey bırakıyor: dayanışma, dayanışma varsa güçlüklerle mücadele için umut varoluyor. İnsana insan lazım demiş eskiler. Ve eşekten düşenin halinden, eşekten düşer anlar demişler. Kültürel ve tarihsel bir açıdan da bakarsak: Kitap Afganistan ülkesinin eğitimi, tarihi, kültürü dini inançları ve demografik yapısı hakkında bilgiler veriyor. Kitaptan sonra Afganistan, Pakistan hakkında araştırma ve incelemelerim oldu. Rus dönemi, Abd dönemi, Taliban dönemi, bölgesel güçler, vb bir çok bilgiye eriştim. Türkiye'ye gelen Afganların ülkemize uyumlanamamalarını çok daha net anladım. Kültür, savaş, eğitim, kadına çocuğa doğaya dine bakışımız
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,5bin okunma
Ruh Adam
Puan vermedi·240 syf.··
2025 35. kitabı
Nihal Atsız’ın Ruh Adam’ı, bir roman olmaktan çok daha fazlasıdır: bir vicdan tutanağı, bir iç hesaplaşma metni, bir kaderin mahkeme zabtıdır. Kitabı bitirdiğinizde elinizde kalan şey sıradan bir olay örgüsü değil; sanki bir adamın ruhundan çıkarılmış, kanla mühürlenmiş bir “hüküm” duygusudur. Çünkü bu eser, dış dünyaya dair bir hikâye anlatırken bile asıl olarak iç dünyanın yargılanmasını yazıya döker. Atsız, bu romanda bir insanı değil yalnızca; bir çağrıyı, bir soyu, bir kadim yükü, hatta bazen bir milletin “huy” dediğimiz sert mizaç çekirdeğini konuşturur. Selim Pusat bu bağlamda bir karakter değil, bir temsil merkezidir: hem modern hayatın içine sıkışmış bir subay, hem de iki bin yıl öncesinden sürüklenip gelen bir gölgenin devamıdır. Bu yüzden romanın duygusu tek bir zamana ait değildir; eserin dili, yer yer bugünün sokaklarına basar ama ruhu sürekli başka bir çağın tozunu taşır. 1. Romanın Asıl Konusu: Savaş değil, Yargı Ruh Adam’ın en belirgin gerilimi, dışarıdan bakınca “aşk” veya “trajedi” gibi görünür. Oysa romanın gerçek çekirdeği şudur: Yargı. Selim Pusat’ın hayatı bir mahkeme salonu gibi işler; fakat hâkimler dışarıda değildir. Asıl mahkeme insanın içinde kurulur. Bu roman, okura şunu fısıldar: İnsan bazen suçlu değildir ama gene de yargılanır. Bazen en ağır cezalar, kanun maddeleriyle değil, insanın kendi içindeki “olması gereken” ile “olmuş olan” arasındaki uçurumla verilir. Atsız’ın kurduğu atmosfer, Kafka’nın “Dava”sını hatırlatabilecek kadar soğuk ve kaçınılmazdır. Ancak burada fark şudur: Kafka’da birey sistemi anlamaz; Atsız’da birey sistemi bilir ama sistemin karşısında yenilir. Çünkü bu sistem yalnızca devletin veya toplumun düzeni değil; bir karakterin “töresi”, “onuru”, “kendi ölçüsü”dür. Ve bu ölçü, merhamet tanımaz. 2. Selim Pusat: İki
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma