Kendi doğduğum yılda yayımlanan bu kitaba dair söylenebilecek çok şey var. Ve değişmeyip hâlâ -maalesef- aynı kalan..
Duygu Asena, feminist bir çerçeve yerine gayet özgün ve bireysel bir perspektif ile kadın olma hallerine de "kadın" olma ezberine de net bir tavır sergiliyor. Okunmadan ve düşünceleri dokunmadan haiz olmanın mümkün olmadığı kitaplardan. Ve bitse de içimizde hikayesi akmaya devam eden..
Kitabı özümsemek için uzun zaman bekledim. Bildik bir otobiyografi ile yüzleşmeyeceğim farkındaydım ama bu denli bir samimi tavır da beklemiyordum. Kendine dair çok güzel, parça parça fakat çok sahici bir dil ile dile geliyor, Teoman. Kariyerinden ziyade bir insan öyküsü niyetine de gayet keyifli okunabilir.
Kitap sadece bir kitap değil. Anın ve zamanın etkisini kaldırıp, insan ve diğer canlılar arasındaki hiyerarşik etkileşimleri de yok sayıyor. Söyleyenden de gayrı yalnız ve ancak düşünsel bir atmosferin akışı içinde ilerliyoruz. Metaforik bir evreni de olsa sıkılmadan fakat tekrar tekrar tekrar okuyabilirsiniz. Damağınızda hep bekleyecek bir tatla..
Bir anda sizi kavrayan bir dili var. İçinizde samimi bir enerji hissederken aynı zamanda maalesef hâlen geçerliliğini koruyan gerçekler canınızı sıkıyor.
Nilay Örnek, bu topraklarda yaşayan, düşünen, kendi olmaya özen gösteren, insan kalmaya çalışan herkesin ortak dertlerini anlatıyor. Bağırmıyor fakat sesi de kısık çıkmıyor. Sizi bireysel tarihinizde geri götürse de değişmeyen gerçekliklerin yakıcılığını da net bir şekilde hatırlatıyor.
Kesinlikle, hafıza tazelemek için okunmalı.