O kadar taze ki, öyle beyaz ki;
Kimsesiz dağların karlarındandı…
O kadar sadece işve ki, naz ki,
Sanırsın ilkbahar rüzgârındandı…
Kaşları gerilmiş şekli kemanın,
Gözleri üstünden bakar zamanın,
Dudağı en asil bir kahramanın,
Kalbinden süzülmüş bir damla kandı…
Vücudu hafifti, kuş tüyü gibi,
Kimse gülemezdi güldüğü gibi,
O vahşi gözleri bir büyü gibi,
Ansızın içimde tutuştu, yandı!
Orhan Seyfi Orhon
(Not: en sevdiklerimden )
Bazen, bize yoğun duygular yaşatan şarkı ya da şiiri, sevdiğimiz insanlar yahut insan ile paylaşır ve aynı duyguları onun da yaşamasını bekleriz. Çoğu zaman sonuç paylaşan adına hüsrandır. İnsanda haller içinde hal vardır ve bunun hangi vakit ortaya çıkacağı bilinmez. Şarkı ve şiirlerin hissettirdikleri de böyledir. İnsandan insana yaşanmışlık yani tecrübe ve kavrayış (mana yükleyiş) farkı vardır. En fazla benzeri olabilir o duygunun, o da aynı yaşam yolundan yürüdüyseniz ve aynı hali paylaşıyorsanız mümkündür...
(A. Tanpınar’ın Her şey yerli yerinde şiirine ithafen) Her şey yerli yerinde. Güzel. Lakin ben nerdeyim? Zamanın neresinde? Hangi sarmaşıklar sarıp sarmaladı beni? Böcek sesleri dediğin, gecenin geç vakitlerinde tıkır tıkır kitapları yiyip duran kitap kurtları mı? Ben miyim?