Hepsi olur, belki olmaz hiçbiri...
Beni bir mahcubiyet kendine hayran bıraktı.
Seni anlamış gibi yapanlar, sana eziyet verirken
Kan ter icinde kalmanın merhemidir aldırış etmemek kimseye.
Ürkütmeyin duvarların yanaklarına ev yapan güvercinleri.
Ya da çocukluktan kalma bir sevinç olmasın taşla düşürülen bir serçenin bedeni.
Gözümüz kör olunca parmaklara acınan bu dünyada betona saplanmış bir haritayız kambur mahallelerde.
Sırtımızda bir fotoğrafa bakarak geçen yılların gecikmişliği,
yanımızda kendi şüphesi ile anlaşamayan adamlar.
Kulunçlarimiz tutulunca bardağın içine yakılan kağıtlardan umulan medet.
Kim demiş, uzaktan göründüğü kadar naziktir insan?
Ben de artık yürünecek bir yol kalmadı.
Beni yeniden dogur, beni bırak yollara.
Öyle çok anlattım ki hayatımı kendime, barikatlar kurup biraz öteye geçmeme engel oldum.
Kolumuz kalkmıyorsa,
elbet yorgunluktan değil;
kime kalkacağını şaşırmaktan.
Tanışmıyoruz artık, bir zamanlar aniden buluştuğumuz arkadaşlarla.
Biraz sarhoş ediyor herkesi devlet ve ihaleler.
Halbuki devrimcileri överek bitirirdik akşamı ve gençliğimizi.
Demek ki yokmuş onların hiç sevmeleri.
Bense hep aşktan döndürdüm başını dünyanın.
Sevdim,
bir başımaydım,