BirDem

BirDem
@BSerdar
“Her şey için tek şey diliyorum, Allahın gülleri yakamızı bırakmasın.” “Aşıklar kâr zarar gütmez kurbanım”
01.02.2021 (kısa bir not)
Bazen, bize yoğun duygular yaşatan şarkı ya da şiiri, sevdiğimiz insanlar yahut insan ile paylaşır ve aynı duyguları onun da yaşamasını bekleriz. Çoğu zaman sonuç paylaşan adına hüsrandır. İnsanda haller içinde hal vardır ve bunun hangi vakit ortaya çıkacağı bilinmez. Şarkı ve şiirlerin hissettirdikleri de böyledir. İnsandan insana yaşanmışlık yani tecrübe ve kavrayış (mana yükleyiş) farkı vardır. En fazla benzeri olabilir o duygunun, o da aynı yaşam yolundan yürüdüyseniz ve aynı hali paylaşıyorsanız mümkündür...
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her Ne Var Âlemde
(A. Tanpınar’ın Her şey yerli yerinde şiirine ithafen) Her şey yerli yerinde. Güzel. Lakin ben nerdeyim? Zamanın neresinde? Hangi sarmaşıklar sarıp sarmaladı beni? Böcek sesleri dediğin, gecenin geç vakitlerinde tıkır tıkır kitapları yiyip duran kitap kurtları mı? Ben miyim?
Sayfa 50
Edebiyat
HER ŞEY YERLİ YERİNDE
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan, Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan, Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak, Serpilen aydınlıkta dalların arasından Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman Sessizlik dokunuyor bir yerde yaprak yaprak… Biliyorum gölgede senin uyuduğunu Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin Hazların aleminde yumulmuş kirpiklerin Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu. Belki rüyalarındır bu taze açmış güller, Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde, Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner. Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda. Ahmet Hamdi Tanpınar
Şiir
Hepsi olur belki olmaz hiçbiri
Hepsi olur, belki olmaz hiçbiri... Beni bir mahcubiyet kendine hayran bıraktı. Seni anlamış gibi yapanlar, sana eziyet verirken Kan ter icinde kalmanın merhemidir aldırış etmemek kimseye. Ürkütmeyin duvarların yanaklarına ev yapan güvercinleri. Ya da çocukluktan kalma bir sevinç olmasın taşla düşürülen bir serçenin bedeni. Gözümüz kör olunca parmaklara acınan bu dünyada betona saplanmış bir haritayız kambur mahallelerde. Sırtımızda bir fotoğrafa bakarak geçen yılların gecikmişliği, yanımızda kendi şüphesi ile anlaşamayan adamlar. Kulunçlarimiz tutulunca bardağın içine yakılan kağıtlardan umulan medet. Kim demiş, uzaktan göründüğü kadar naziktir insan? Ben de artık yürünecek bir yol kalmadı. Beni yeniden dogur, beni bırak yollara. Öyle çok anlattım ki hayatımı kendime, barikatlar kurup biraz öteye geçmeme engel oldum. Kolumuz kalkmıyorsa, elbet yorgunluktan değil; kime kalkacağını şaşırmaktan. Tanışmıyoruz artık, bir zamanlar aniden buluştuğumuz arkadaşlarla. Biraz sarhoş ediyor herkesi devlet ve ihaleler. Halbuki devrimcileri överek bitirirdik akşamı ve gençliğimizi. Demek ki yokmuş onların hiç sevmeleri. Bense hep aşktan döndürdüm başını dünyanın. Sevdim, bir başımaydım,
Şiir
göçebe
Göçebe bir ırmaktır yüreğim Her gelişinde baharın, Düşer yollara. An olur, Güneşli kentin Gölgesinde soluklanıp Uzun bir geceye yerleşir. Darius lafa tutar İskender’i unutmak için Gün bitmez olur. An olur, Karanlık bir dehlizden çıkar, İpek yoluna bakar bakar Çağıldar durur. An olur, Eski bir bayram sevinci olur Yağız bir çocuğun gözünde. Gün ağarırken ki anne telaşı, On sekizlik bir aşkın toyluğu. An olur, Caddeler boyu kıvrılır, Günahkâr bir bedeni arındırır. An olur, Metal kentlere yeşil ve mavi, Gökyüzünü hatırlatır ormanlarca. Fikret Çelik
Şiir