Raporun 382’nci sayfasının kenarına kırmızı mürekkeple bir yazı daha yazmıştı: “Kader bizleri görünmez kılar.” Aslında Santiago Nasar, herkesin gözleri önünde ön kapıdan girmişti içeri, görünmemek için de hiçbir şey yapmamıştı.
Ben, “Müzeyyen” filminden ağzı yanmış biri olarak, kuyruğu ele güne karşı dik tutmak zorunda kalmayacağım, mahremiyetime kimsenin ulaşamayacağı bir yere doğru koşturacaktım.
“Mesela…” dedi, “başka bir kadına âşık olsun, ona kapılsın gitsin.”
“Ne bu?” dedim, “Boğaz motoru mu, bir o kıyıya bir öbür kıyıya, kır dümeni dolaş dur. Geç bunları.”
Ah şimdi yorga yanında olsa, ona binip türküler söyleyerek, sevinçten, mutluluktan uçarak, coşkular içinde, ansızın dağların doruklarına düşen kar gibi, o kadının karşısına çıkıverirdi...