Belki de her şeyi, her şeye gerçek bir alçakgönüllülükle, zaaflarıyla ya da kayıtsızlıkla katlanan birini sırtına yüklemek, insan doğasının ayrılmaz bir parçasıdır.
Ben bu çiftliklerde, bu yollarda yüzlercesini gördüm böyle. Sırtlarında denklemi, kafalarında hep aynı düşler. Yüzlerce. Gelirler, çalışırlar, sonra da çekip giderler. Her kafasında, küçük bir toprak hayali vardır. Bir teki bile sahip olamaz böyle bir şeye. Cenneti düşünmek gibidir tıpkı. Herkes bir parça toprak ister durur. Bİr yığın kitap okurum burada. Kimsenin cennete gidebildiği yok. Kimsenin toprak alabildiği de yok. Kafalarında bu... Hep bu... O kadar. Durmadan onu konuşurlar ama boş bir hayalden ibarettir bu.