Hayat ne güzel, fakat ne can sıkıcı şeydi!. Gündüz daire... Hafif bir iş, bolca para... Akşamüzerleri güzel bir yemek, bazan sinema... Çay... Poker... Sonra uyku... Bunların hepsi güzeldi, fakat bütün günü dolduran bu eğlendirici işlerin içinde insan bir boşluk hissi duymaktan kurtulamıyordu. Bir şey eksik gibiydi bütün ömrünce işlenmeyen bir yeri varmış gibiydi.
"Şu dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? Yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra
ne diye yaşıyoruz?"