Bir gün, puslu bir gece yarısı, yorgun argın
başım önümde, uykulu
O nice tuhaf ama ender eski kitapları düşünüyordum –
Bir tıkırtı oldu birden, sanki biri usulca
Kapımı, odamın kapısını vuruyordu
– Mırıldandım: "Kuşkusuz bir konuk bu –
Odur ancak başka şey değil asla."
Hiç unutmam soğuk bir Aralık ayıydı;
Her köz kendi ölüsünü nakşediyordu yere
Sabah bir olsa diyordum – sığınıp kitaplara Ertelemek için ölüm acısını, o ışıklı
güzel kızın –
Melekler ve insanlar Lenore diyordu ona –
Artık denmeyecek asla.
Garip, hazin hışırtısı ipek al perdelerin İşliyordu içime, ürkütüyordu beni;
Yürek çarpıntılarını bastırmak için
Yineliyordum sürekli: "Bir konuktur bu
Odama girmek isteyen gecikmiş bir konuk –
Odur ancak, başka şey değil asla."
Oturabilseydim ben de
İsrafil'in oturduğu yerde
Ve o benim yerimde olsaydı eğer,
Böyle yabani, güzel şarkı söyleyemezdi
Ölümlü ezgilerle
Onunkinden daha yiğit bir nota
Yükselirdi göklere benim lirimden.