Heathcliff‘ e yöneltilmiş can alıcı soru. Bunun cevabı çok basitti. Zaten her şeyi sevdiğinden yapmadı mı ? Hem de kendi benliğini kaybedecek kadar. Nasıl başladı ve nasıl bitti asla
Kitabı bitirdikten sonra yorumları okumak istedim ve sizin yorumunuza denk geldim gerçekten ne kadar güzel ifade etmişsiniz cehennemden ilk kovulan adam bu kitap için çok iyi bir cümle
Kitabı okumana çok sevindim nidanur :) Herkesin okuması gereken bir kitap bu ve ben de okuyanları gördükçe mutlu oluyorum. Ayrıca incelemem hakkındaki düşüncelerin beni ayrı keyiflendirdi. Teşekkür ederim. Kitap ile kal 🫶🏼
Görüntün gelip beni buluyor beyhude yere
Ve girmiyor içime sadece onu gösterdiğim bu yerde
Sen yüzünü bana döndüğünde bulacaksın yalnızca
Düşlenen gölgeni bakışımın duvarında
O bedbaht benim aynalarla emsal
Tıpkı yansıtan ama görmeyen o aynalar
Gözüm tıpkı onlar gibi boş ve barındırıyor onlar gibi
Körlüğünün kaynağı olan senin yokluğunu içinde
…Böyle eski, denenmiş iki dost arasında süslü sözlerin ve şairce yeminlerin gereği yoktu galiba. Onlarınki gibi sevgiler, eğer doğacaksa, iki kişinin önce birbirlerinin kötü huylarını tanıyıp, iyi yönlerini en son öğrenmeleriyle doğar. Aşk, katı, gündelik gerçek yığınlarının arasındaki çatlaklarda yeşerir. Çoğunlukla iki kişinin amaç ve işlerinin benzerliğinden doğan bu sıkı dostluk, bu can yoldaşlığı, yazık ki kadınla erkek arasındaki aşklarda pek seyrek bulunur. Çünkü kadınlar ve erkekler çalışma amacıyla değil, yalnızca zevk amacıyla bir araya gelirler. Gene de uygun koşulların böyle bir can yoldaşlığına zemin hazırladığı yerde bu çok yönlü duygunun, ölüm kadar güçlü olan tek aşk olduğu görülür, öyle bir aşk ki, sular söndüremez, seller boğamaz ve çoğunlukla ‘aşk’ adı verilen öbür duygular bunun yanında buhar kadar cılız ve uçucu kalır.”
“Bir düşün. Cennet'teki o iki kişi... Onlara seçenek sunulmuştu: özgürlükten yoksun mutluluk veya mutluluktan yoksun özgürlük. O kadar. Avanaklar özgürlüğü seçti. Ya sonra? Sonra çağlar boyunca zincirlerini özlediler. Dünya bu yüzden böyle sefil, anlıyor musun? Zincirlerini özlediler. Çağlar boyunca! Ve ilk biz mutluluk için geri döndük. Yok, dur... Dinle. Eski Tanrı ve biz, yan yana, aynı masada. Evet! Tanrı'ya, nihayet Şeytan'ı yenebilmesinde yardım ettik. Çünkü insanları buyruğu çiğnemeye iten, özgürlüğü tattıran ve mahveden oydu. Oydu işte, kurnaz yılan oydu. Ama biz ne yaptık, potinlerimizle kafasını ezdik! Cart! Ve işte o zaman çile bitti: Cennet geri gelmişti. Ve bizler, tıpkı Âdem'le Havva gibi yine basit ve masumduk artık. ”
Eskilerin kafa patlattığı, tartışıp durduğu meseleye bak: Ahlâka uygun mu, değil mi? Eh, dediğimi anladın işte. Diyeceğim, şimdi şu büyük Cennet şiiri var, değil mi? Söylem bakımından elbette son derece ciddi... Anlıyorsun, değil mi? Bir şey değil mi bu?”