Babil

Babil
Winston slender blue
Allah’a inanan birisi milliyetçi ırkçı olamaz! Milliyetçi ırkçı birisi Allah’a inanıyor olamaz!
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tanrı öldü! Onu siz dindarlar öldürdünüz.
Alıntı
Ülke nüfusunun %80 nin yıllık kazancını bir gece de yemeğe veren adamların olduğu bir yerde adaletten hakktan hukuktan bahsedemeyiz. orda kleptokrasi vardır.
1000Kitap
İBADET NEDİR!
Puan vermedi·576 syf.··
2026 78. kitabı
yeryüzünde bütün dinler her zaman iyliği güzelliği tavsiye ederler ama insanoğlu bunları yolundan saptırıp kendi emellerine kullanmaktan çekinmemiştir en açık örnek olarak protestan ahlakını verebiliriz çünkü kapitalizm burdan cıktığı söylenir. burdan yola çıkarak islam ahlakını ele almakta yarar var.Ahmet Altan’ın dediği gibi islam ahlakı diye birşey var mı? varsa bunan islam ülkelirinde bir karşılığı var mı. peki bu ahlak hırsızlığa karşı mı? bu ahlak yalana karşı mı? bu ahlak cinayete karşı mı? bu ahlak iftiraya karşı mı? %99 müslüman olan türkiye’de bir karşılığı nedir, var mıdır. hırsızlığa karşı mı çıkıyorlar, cinayetlere karşı mı çıkıyorlar, çoçukların gençlerin ölmesine karşı mı çıkıyorlar yoksa tüm bunlar kendi çıkarları için kabul mü ediyorlara din nedir? dini nasıl tarif ediyoruz, bu dünya bir imtihan dünyası dünya’da çok fazla bir haksızlık ve adaletsizlik zulüm var. Allah’ın olduğu bir yerde bu kadar haksızlığın ve zulmün tek cevabı ilerde başka bir hayatta düzelecegini ve başka bir hayata gecerken burası bir imtihan dünyası olduğunu söylenir, peki nedir, ne ile imtihan olunur insanlar,kendileri ile imtihan olunur. neden kendileriyle imtihan ediliyorlar, çünkü Allah onları birbirlerinin zıttı olan duygularla yaratmış ve onlara demiş ki içindeki iyliğe sahip çıkacak ve içindeki kötülüğü yeneceksiniz imtihan budur. hatırlayın peygamber hz Muhammed s.a.v tebük savaşın dönüşünde ‘küçük cihattan büyük cihada döndük büyük cihad nefisle mücadelidir. Demiştir peki bu cihadın bu mücadelenin neresindeyiz bir dindarın mücadelesi, savaş alanı,kendi zihni ve kendi bedenidir. ve savaşı kaybetmiş bir dindar şeklen ne kadar ibadet ederse etsin iyi bir dindar olma şansı yoktur dikkat edin, dinde pek şekli övüyorlar namaz cok önemli, oruç çok önemli, cuma çok önemli, burda
Din
Ölmek Kolaydır SevmektenAhmet Altan · Everest Yayınları · 20151,466 okunma
TAĞUT VE ALİ ŞERİATİ SOSYOLOJİSİ ÜZERİNE
Puan vermedi
Ali Şeriati’nin kavramsal evreninde “tağut”, yalnızca aşkın otoritenin seküler temsiller aracılığıyla gaspı değil, aynı zamanda toplumsal anlam rejimlerinin tahakküm lehine yeniden kodlanmasıdır. Bu bağlamda tağut, klasik teolojik semantiğin sınırlarını aşarak, modern ulus-devlet formunun ürettiği simgesel evren içerisinde işleyen bir “kutsallaştırma tekniği” olarak yeniden kavranmalıdır. Zira modern siyasal düzen, kendi sürekliliğini yalnızca zor aygıtlarıyla değil, kutsalın sekülerleştirilmiş türevleri üzerinden kurduğu rıza mekanizmalarıyla temin eder. Bu noktada Émile Durkheim’in “kutsal/profan” ayrımı, analitik bir eşik sunar; ancak Şeriati’nin müdahalesi, bu ayrımı normatif bir nötrlükten çekip çıkararak, kutsalın tarihsel olarak kim tarafından ve hangi iktidar ilişkileri içerisinde üretildiğini sorgulayan eleştirel bir hatta taşır. Kutsal, artık yalnızca toplumsal dayanışmanın kurucu unsuru değil, aynı zamanda bu dayanışmanın sınırlarını belirleyen, içeri-dışarı ayrımını keskinleştiren ve böylece “meşru” ile “gayrimeşru” olanı tayin eden bir ideolojik matrise dönüşür. Antonio Gramsci’nin hegemonya kuramı bu bağlamda vazgeçilmezdir. Hegemonya, salt zorun değil, rızanın örgütlenmesidir; ve bu rıza, çoğu zaman kutsal addedilen sembolik formlar aracılığıyla içselleştirilir. “Vatan”, “bayrak” ve “millet” gibi kavramlar, bu anlamda, kolektif kimliğin nötr göstergeleri olmaktan ziyade, belirli bir tarihsel blokun çıkarlarını evrenselmiş gibi sunan söylemsel düğüm noktalarıdır. Bu düğüm noktaları, eleştiriyi yalnızca politik bir itiraz olmaktan çıkarıp ontolojik bir sapma, hatta ihanet kategorisine yerleştirerek, muhalefeti kriminalize eden bir semiyotik alan üretir. Bu semiyotik alan içerisinde “makbul vatandaşlık” kategorisi teşekkül eder. Makbullük, hukuki
Felsefe
Ali Şeriati Düşüncesine GirişYusuf Yavuzyılmaz · Sude Kitap · 201717 okunma