Kekremsi bir tat.. Kitap bittiğinde damağımda kalan buydu, ne kızgınlık, ne mutluluk... Kızamıyorsunuz , çünkü kitaptaki 'yılan' ları hala bir yerlerde kendine dokunmadan da bin yıl yaşatmaya müsaade edemeyecek iyi insanların olduğunu farkediyorsunuz yeniden.. Memnun olamıyorsunuz çünkü böyle insanların her geçen gün azaldığını anımsıyorsunuz kitap aralarında, yani kitaptan kafayı gerçek hayatımıza kaldırdığımızda..
Tarık Tufan, hayatın içinden olayları belki de hayatın kamera arkasını işte bu hassasiyetle yazmış bizlere.. Belki de bir 3. Sayfa haberinde bizler için 10 snlik bir zamanı irdeleyip, sadece bir 'ölüm' bir 'kayıp' bir 'kaza' olmaktan çıkarıp , habere konu olan koca bir 'İnsan hayatı 'nı seriyor gözler önüne.. Bu bazen berber koltuğundaki bir çocuk, bazen hayalleri elinden alınmış bir genç kız, bazen doğu illerinden birinden taşından toprağından altın bulmak için İstanbula gelen bir göçmen oluyor.
Ek olarak A. Ali Ural'ın bir iki deneme kitabını okuyanlar , benzer bir anlatıma rastlayacaklardır yazarın bu kitabında, Az cümleyle yoğun bir farkındalık yani.. Edebik açıdan Ural bi tık daha üstte bana göre ama ..
Bir de yazarın özel hayatını bilmememe rağmen çok iyi bir baba , özellikle kız babası olacağı hissi oluştu sık sık. Bu da az bir övgü değil hani .. :)
İyi Okumalar ... :)
Yazarın daha önce okuduğum 2 kitabından olsa gerek beklentilerimin altında kalan bir kitap oldu. Kitabın son cümleleri olan 'Bu öyküyü yazdıktan sonra Hiç' e ilişkin zihin karışıklığımın bir nebze olsun dineceğini sanmıştım.Sandığım gibi olmadı. Kafam yazdıkça daha çok karıştı ' cümlesi çoğu okurun da ortak fikri olacaktır diye düşünüyorum.
İlk başlarda kendi halinde bir Hattat'ın yalnız yaşamını, bazen geçmişini , düşüncelerini kendi iç sesiyle anlatan yazar, bir süre sonra sadece HİÇ kelimesini detaylı bir taramayla akademik tartışma seviyesinde incelemiş, kaynaklarıyla kendine gelen mesaj-maillerle de destekleyerek bu kelimenin anlamını irdelemiş, ancak sonda da dediği gibi 'HİÇ' lik hakkında şahsen bana çok bir şey katamamıştır.
Ne olursa olsun, sırf başlardaki tespitleri , orjinal cümleleri ile bile okumaktan pişman olmadığım bir kitaptı.
Peygamberimizle ilgili fayda görebileceğim bir kitap olduğundan eminim. Ancak Bazı kitaplar her zaman okunamayabiliyor, ruh halinize göre zorlayabiliyor sizi.. Çöle İnen Nur da şu an için böyle oldu. En yakın zamanda yeniden elime almak ümidiyle şimdilik rafa kaldırdım :)
Yazarın dilinden Hz. Hatice , Hz.Fatma, Hz.Asiye , Hz.Meryem i okuduktan sonra bu kitaptan da beklentilerim yüksekti ancak anladım ki yazar biyogrofilerde çok daha başarılı, iyi bir araştırmaya , masalsı anlatımını da ekleyip uzun sayfaları su gibi geçirmeyi başarmış. Ancak bu kitapta anlattıklarının kendi yaşamından kesitler olduğu halde sırf bu alanda kitap çıkarmak istediği ( belki istendiği ) için , zoraki yazılmış hissi uyandırdı bende. konuyu bilerek almama ve boşluklarla beraber çok az sayfa sayılı olmasına rağmen bitirmiş olmak için okudum ..