Sevgili Bilge Karasu olurda bugünü görseydi. Neler derdi acaba? O zamanlar deneme yazılarında bahsettiği konularda hala bir ilerleme katedememiş olmamıza neler derdi acaba?
Okurken bunu merak ettim hep. Konular o kadar gündemdendi ki. Hayvanlar, ilişkiler şu zamana Bilge Karasu ile yeniden bakmak gibiydi. Olayların değiştiği ama sebeplerin yine aynı kaldığını gösterdi bana. İnsan yine aynı insandı vicdansızlığıyla.
Eğer uzun cümleleri okurken yoruluyorsanız, ya da daha önce deneme yazısı okumadıysanız biraz zorlanabilirsiniz. Karasu sizi alıyor karşısına, anlatıyor sanki. Bir de sevgili kedisini izliyorsunuz. Evinizde bir kedi varsa özellikle. Yazarın kağıtlarını karıştıran kedisi benim de kitabıma yatan bir kedim var. Öyle tanıdık hisler.
Bu arada yazı içerisinde hep “ve” aradım. Denk gelemedim. İle bağlacı bile öyle güzel kaynamışki arada acaba yok mu diye onu da aramaya kalktım
Bilge Karasu’yu ilk kez okuyacaklar için sabır ve sessizlik öneriyorum. O, anlamı cümlede değil, cümlenin bıraktığı boşlukta arar.
Kitap kısa bir sürede kendini okutuyor. Okutuyor diyorum çünkü başına oturunca kalkamıyorsunuz Stefan Zweig daha önceki kitaplarında da aynısını yaşatmıştır. Yazımının çok akıcı bir gidişatı var. Kendinizi bir anda karakter adına kederlenirken ve acaba bu işten nasıl sıyrılacak diye düşünürken buluyor ve sonunu merak ederken bir solukta bitirmiş oluyorsunuz.
Açıkçası bitene kadar bir kaç alternatif senaryo kafamda kurmuş ama bu sonu beklememiştim. Kafanızı biraz dağıtmak adına kesinlikle okunulabilir bir kitap. Ve unutmayın korkularınızın sizi yönetmesine ve gözünüzü kör etmesine izin vermeyin. Bu kitaptan yaptığım çıkarım budur. Korkular insanı hiç olmayacak durumlar içerisine girmesine sebep olabilir.
İyi okumalar🪻
Bu kitabı bölümümden istedikleri için okumuştum. Kitabı okurken gerçekten eğlendiğim anlar oldu. Yazarın kendisinden mi
yoksa çevirmenin yazııyla olan bütünleşmesinden mi bilmiyorum. Ama büyük veriye
ilgi duymamı sağladığını söyleyebilirim. Evet çok meşakatli ve zor yönlerinin
olduğunun farkındayım. Kitap bu konuda fazlasıyla tarafsız davranmış. Büyük veriyi
övdüğü kadar zorluklarından da bahsetmiş. Öyleki kitabın özellikle 4. Bölümü benim
için çok yararlıydı. Kitap, sadece kodlama değil, aynı zamanda büyük verinin sektörel
uygulama alanlarına olan etkilerine odaklanmış, özellikle iş dünyasıyla ilgili
yönlerine vurgu yapmış. Iş tanımlarından ve görevlerinden bahsedilmişti. Bu kitap
iş insanlarına hitap ettiği kadar Büyük veri hakkında hiçbir şey bilmeyenlere de. Bu
işi yapan insanlarada bilgi verir nitelikte.
-Nerden başlamalıyım?
-Hangi dilleri bilmeliyim?
-Nasıl bu işte iyi olabilirim?
-İş yerime hangi nitelikteki insanları almalı ve değerlendirmeliyim? gibi ve dahası
benim bu sayfaya sığdıramayacağım birçok soru ve her sorunun cevabı bu
kitapta verilmişti.
Analiz tarafında yapay zekanın önemine vurgu yaparak, büyük veri uygulamalarını
geliştiren şirketlere odaklanmış. LinkedIn profil izleme özellikleri ve Netflix'in büyük
veriyi nasıl verimli kullandığı gibi konulara da değinmiş. Özellikle hayatın içinden
olan bu sosyal mecraların bu kadar yükselişinin altında yatan en büyük etmenlerden
birininde büyük veri olması ne kadar hayatın içinden olduğunu da hissetirdi. Bu
bağlamda, kitap sosyal ağların büyük veri için nasıl kurulduğuna dair bir perspektif
sunmuş.
Tom Hazard beni gerçekten düşündürdü. 439 yıldır Dünyada olduğunuzu düşünün kulağa hem çok güzel hemde aşırı korkunç geliyor ve Tom 439 yıl boyunca bir çok acıya şahitlik etmiş ve yaşamış bir adam. Normal bir insan ömrü üzerine konuşalım, 80 yıl ne kadar uzun diyor insan ama fark ediyorum ki ne kadar az bir ömrümüz var ve ben bu hayalleri bu ömre nasıl sığdıracağım diye endişeleniyorum. Çünkü gençliğimiz çok kısa sürecek ve hızlıca bitiyor. Zaman devam ediyor ve bizim durup bekleme şansımız yok. Beğenmedim deme şansımızın da olmadığı gibİ. Önemli olan 40 yada 439 yıl yaşamak değil diyor bu kitap 439 yıl yaşabilirsin ama kaç yıl yaşadığını hissettin işte en önemli kısım bu.
Biraz daha kitabın konu ve içeriğinden bahsedeyim. Yazarın dili çok güzel çoğu zaman kendimi Tomun yanında gibi hissettim gereksiz saçama ayrıntılar abartı betimlemeler yoktu. Tarihden bahsediş şeklini sevdim. Tomun acısını hissettim ve onunla üzüldüm. Kitap boyunca Tomun karşılaşıp tanıştığı bazı bilindik isimler var ve bu kişilerle arasında geçen diyorlar farklı eğlenceli bir bakış açısıydı. Güzel bir bilimkurgu olabilecek bir kitap diyebilirim. Başlarken yavaş başlayan kitap aşırı hızlı bitti. Özellikle sonda yaşanan olaylar açıkçası biraz geçiştirme gelsede genel itibari ile beğendiğim bir roman oldu. Öneririm.
Sonraki kitapları merak etmemi sağalayan bir kitaptı. Olaylar bu kitapla başlıyor ve eğlenceli ilerliyor. Ayrıca K-drama’ ı olduğunu öğrendim izlenebilir.