Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa uğrama korkusu olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yürürdüm? Nelerden haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası , nasıl yaşardım?
İnsan en iyi lokantalarda yemek yiyebilirdi,bütün hazlardan payına düşeni fazla fazla alabilirdi, Sáo Paulo'da sahneye çıkıp yirmi bin kişiye şarkı söyleyebilirdi,gelmiş geçmiş en büyük alkış sağanağına tutulabilirdi, dünyanın öteki ucuna gidebilirdi, internette milyonlarca takipçiye sahip olabilirdi, olimpiyat madalyası kazanabilirdi ama sevgi olmadan hiçbirinin anlamı yoktu.
"Bizi yaratan şey baskıdır ama. İlk başta kömürsündür,basınç sayesinde elmas olursun."
Nora, Neil'ın elmas hakkındaki yanlışını düzeltmedi. Kömürün de elmasın da karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşemeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. Bilimsel olarak kömürseniz kömür kalırdınız. Belki de hayattan alınması gereken esas ders buydu.
Sen, beni asla,asla tanımayan,bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden,bir taşa basarcasına üstüme basan,hep,ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen,kimsin ki benim için?