Ölüm hayatın zıddı değildi , bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi . Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu . Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı terk edip gidiyordu . Uzun emeller ve ihtiraslar gidişi geciktirmiyor , bilakis hayatı geciktiriyordu .
Hayatı çoğu zaman kenarından seyrediyoruz ve ileride bir yerlerde hayat geçip gidiyor , içeri adım atıp gerekirse dayak yemek lazım ; ama en önemlisi cesareti tüm hayatımıza yaymak .
Ayak izi rüzgarın olmadığı ayda bozulmamış halde duran Neil Armstrong , 30 bin yıl önce Chauvet Mağarası’nın duvarına el izini bırakan isimsiz avcı toplayıcıdan daha mutlu muydu ? Eğer daha mutlu değilse tarımı , şehirleri , yazıyı , parayı , imparatorlukları , bilimi ve sanayiyi geliştirmenin anlamı neydi ?