Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni
Eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni
Ne doğruyu ac gördüm ne eğriyi tok
Eğri yay elde kalır menzil alır doğru ok
آكشام كونشي
"Maziye, parlaklık ve yakıcılığı kalmamış bir akşam güneşine bakar gibi gözlerimi kırpmadan bakabiliyordum."
~Öncelikle bu muhteşem kitabı bana önerdiği için Cemre çok teşekkür ediyorum.~
(M...S) adasında yaşıyan Nazmi Beyin sırrına ortak olmaya hazır mısınız?
Kitap 3 bölümden oluşuyor:
Birinci bölümde, Nazmi'nin önce annesini sonra babasını kaybettikten sonra amcasının yanında yaşamaya başlamasını anlatıyor.
Hayatı bir eğlence olarak gören, gezip tozan, çapkınlığı dillere destan.. Paris'te eğitimini tamamlamış kurmay subay Nazmi'yi görüyoruz.
Ancak Sırp askerleriyle girdiği bir çatışma sırasında hayatını derinden etkileyen bir yara alıyor. Bu yara hayatının yanında, onun kafasında da bazı, değişiklikler oluyor. Nazmi ani bir kararla amcasının kızı Şükran'la evlenip, (M...S) adasına babasının ona bıraktığı köşke taşınıyorlar. Ve gayet sakin ve huzurlu bir hayta adım atıyorlar.
İkinci bölümde ise esas kızımız kitaba dahil oluyor: JÜLİDE
Peki Jülide kim?
Jülide Şükran'ın ablasının kızı. Önce annesini kaybeden kızımız uzun bir süre sonra (tabi nerden baksan 10 yıl) babasını kaybediyor, babasının başka akrabası olmadığı için kızını Nazmi ve Şükran'a emanet ediyor.
Nazmi'nin başta nefret olan hisleri, bir 'Akşam Güneşi' merhamete dönüşüyor.
Gerisini merak ediyorsanız kitabı alın okuyun:D
Az karakteriyle ve Reşat Nuri Güntekin'nin kendine has üslubuyla gerçekten muhteşem bir kitap. Hiç sıkılmadan okudum, ve aynı zamanda sonunu çok merak ederek. Kitapta üzüldüğüm bir nokta var, oda Şükran. Çok az yer verilmiş ve Şükran bence bunu hakketmedi, kim haklı kim haksız buna cevabım yok, hepsi haklı kendince. Ama Şükran'nın bende yeri çok ayrıydı, çok sevmiştim.
Ve tabiki de o son sayfalar gerçekten paramparça oldum. Böyle bir