Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir misra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yureği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Hestên min yên wê katê nayên ziman. Weke minalekî ez giriyam, ne girî bû ew. Orîniya berxekî bû ku ji dayika xwe diqete û serjêdibe...
-------
O anki duygularım dile gelmez. Bir çocuk gibi ağladım, hayır ağlamak değildi o. Annesinden koparılmış ve kafası kesilen bir kuzunun öğürtüsüydü.
Mehmûd bi keser digote min: em çi bikin! Xwîna Kurdan bi bazara her dewletê erzan e...
-----
Mahmut kederli bir şekilde "ne yapalım!", dedi. Kürtlerin kanı her devletin pazarında ucuz...
ez şahidê hovîtiya mirovan im, ez nizanim çima ew qasî xwîn erzan e!
-------
insanların vahşiliklerine şahidim, kan niye bu kadar ucuz anlam veremiyorum.