Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
PAKET AÇILMADAN İADE! Tabiattaki bütün canlılara baktığınızda, kendilerine verilen donanımı %100 kullanmadan gitmezler. Hiçbirisi! insanın şöyle bir lüksü var; hiç kullanmadan gidebiliyor. Mesela bu akli melekeleri, sorgulamayı, meydan okumayı, başına arıza çıkarmayı, kendine müşkül çıkarmayı yapmadan da burayı terkedebiliyor. PAKET AÇILMADAN İADE EDİLEBİLİYOR! Müşkülün biyolojik açıdan da şöyle bir durumu var; aç kaldığınız zaman makul sürelerde, vücudunuzda bir onarım süreci başlıyor. Yeni bir dil öğrenmeye başladığınızda, beyninizde yeni hücre ve alanlar oluşturulmaya başlanıyor. Strese girdiğinizde iç ya da dış farketmez bir konuda darlanmaya girildiğinde, vücudunuz savunma, onarma ve geliştirme mekanizmalarını faaliyete sokuyor. Yani sizin KONFORUNUZ BOZULDUKÇA, sizin hayatınızda bir arıza çıktıkça, hayatla bağdaşır düzeyde olmak kaydıyla, sizi geliştiriyor. Temel bir rutine, bir kalıba inanıp "ben tamamım, bitirdim işi" dediğiniz anda, insanın en önemli özelliği olan sınırını kırma ve bir adım öteye geçme zorunluluğunu bir anda üzerinizden atmış oluyorsunuz. Bu durum tekâmülün tam tersi bir durum ortaya çıkarıyor ve artık geriye doğru gitmeye başlıyorsunuz. Sinan CANAN
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Laf karın mı doyurur. Kelime laf değil bir kere, laf ayrı bir şey. Laf gavl dır kelime değil. Kelime karın değil ruh doyurur. Ruhun doydu mu karnın doyar. Biz kelimelerle yaşıyoruz, kelimelerle savaşıyoruz, kelimelerle barışıyoruz, kelimelerle inanıyoruz. Kelimeler bazen savaş kesiyor, bazen savaş başlatıyor. Kelimelerle düşünüyoruz, kendimizi kelimelerle ifade ediyoruz. Kelimelerle evleniyoruz, kelimelerle boşanıyoruz. Kelimelerle kavga ediyoruz, kelimelerle barışıyoruz. O zaman kelimelerden kendini mahrum etmek bir tür biyolojik hayatına geri dönmek yani tereddi, alçalış değil midir insan için. Ve kelimelere sırt dönmek, kelimelersiz yaşamak, kelimelere güvenmemek, hayatında kelimeleri azaltmak insanlığı azaltmak değil midir. Kelimeleri azaltanlar kasını çoğaltacaktır. Kelimeleri azaltanlara bakın güce yatırım yapıyorlar. Sözün gücü olmayınca gücün sözü oluyor. Mustafa İSLMOĞLU
Marifetullah, Allah’ı anlamaktır. Allah’ın anlaşılması, eşyanın, katı maddelerin, fiziki varlıkların anlaşılmasına benzemez. Zaten onun için anlamak diyoruz. Dokunduğunuz şeylerle sınırlı ise anlayışınız, 5 duyu ile sınırlıdır tüm öğrendikleriniz. Unutmayınız ki 5 duyu sadece insanda yoktur. 5 duyuya sahip olmak için insan olmak gerekmiyor. Bir göze, bir kulağa, bir dokunma duyusuna, bir burna sahip olmaksa mesele, fil kulağı insan kulağının 100 katıdır. Karga gözü insan gözünün görme keskinliği açısından 200 mislidir. Bu bazen daha da üste çıkabiliyor. Düşünebiliyor musunuz? Hayır. O zaman insan bu değilse ne? İnsanı insan yapan ne diye baktığımızda işte anlama işi orada. Ama marifetullah konusunda ne karganın, ne filin, ne köpeğin ne diğerlerinin hiçbir marifeti yoktur. Marifetullah’tan behre sahibi değildirler. Bununla mükellefte değildirler. Mükellef olmamaları zaten bunun için donatılmadıklarına delalet eder. O zaman insan başka bir şey ve Allah’ı tanıyacağı yeri de 5 duyu değil. Fakat 5 duyuyu bu uğurda kullanması ve kullanmayı bilmesi de insanın özelliklerinden biridir. İnsan 5 duyuyu marifet yolunda istihdam edebilen bir varlıktır, öğrenme diye de buna diyoruz zaten. Ta’liym diyoruz biz buna öğrenme yeteneği ve insanın öğrenme yeteneğinin insanı insan eden en temel özellik olduğunu biz ilk inen 5 ayetten de anlıyoruz. (‘Alak/4-5) Ta’liym. İlk inen ayetlerin konusu değildir sadece Ta’liym. Ta’liym aynı zamanda ilk insanın yaratılışında insanın ayırıcı vasfı, hususi özelliği olarak görüyoruz. Ta’liym ül Esma suretinde tecelli ediyor öğrenme yeteneği. (Bakara/31) O Adem’e isimlerin tümünü öğretti. Demek ki Adem isimlerin tümünü öğrendiğinde Adem adam oldu. Adem isimlerin tümünü öğrendiğinde aslında secde ile emrolundu melekler. Yani aslında Adem’in öğrenme
Farklı ve yabani fikirlere açık olmak, özgür ve özgün bir şekilde düşünebilmek cesaret ister. Oysa çoğu insan kültürel olarak korkaktır. Sadece “kendini onaylamak” için okur”. Fazla düşünmeden öğrenmek, beyin obezliğine sebep olacaktır. Ne kadar çok ve çeşitli fikir tükettiğiniz değil, onları nasıl ve ne kadar sindirdiğiniz sizi geliştirir. Mümin SEKMAN
Asla asla deme! Çünkü bir şeyi asla yapmayacağını söylediğin zaman evrenin sistemi o şeyin yapılabilirliğini ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Aynı mekanizma beklenti için de geçerlidir. Ne kadar çok ve yüksek beklentiye girersen, o kadar beklentinin boşa çıkma olasılığını artırırsın. Çünkü sonsuz olasılık potasını tek bir olasılığa indirgemek istediğinde, diğer olasılıklar da “ben buradayım” demek için birbiriyle yarışmaya başlar. Böylece; ne kadar çok beklenti, o kadar tükenmişlik sendromu. İnsan hepsini kendi kendine yapar:) Sibel TANYEL