Pişmanlık ve Fırsat arasına sıkışmış bir misafirin hikayesi:) Basit ve bir o kadar derin.....
- “…Deseler ki “Dünyadaki bütün petrol kuyuları mı, Kendi tükürüğün mü? Tereddütsüz kendi tükürüğüm derim…
-…Sizi hayatta tutmak için gün yirmi dört saat, siz uyurken bile çırpınan milyarlarca varlığı ölüme mahkum etmek? Olur mu hiç Musa bey? Kendisine hayat bahşedene cevabı bu mudur insanın? Yani tatsız bir konu ama , intihar ediyoruz diyorum. Sigara içiyoruz, içki içiyoruz. Kıymet bilmiyoruz. Arabamızın benzin deposuna şeker atar mıyız mesela? Oysa ciğerlerimize kova kova katran atıyoruz. Midemizi içkinin asidiyle eritiyoruz. Yazık! …
-…Yasaklamadan yasaklıyoruz…Bir adama diyelim okumayı öğretmedin. Noldu? Mektup yazmayı, dilekçe yazmayı, yazmanın her çeşidini, ne varsa alayını yasakladın gitti. Üstüne de karşısına geçip, ‘Ben sana yazmayı yasaklamadım ki yavrucuğum’ dersin gık diyemez. Yazmayı yasaklamadın çünkü!..
-..Yasaklamadan yasaklamanın bir diğer çeşidi. Adama her şeyi o kadar bol, o kadar çok verirsin ki tercih yapamaz hale gelir..Naptın şimdi? Tercih hakkını yasakladın değil mi? Çünkü bir şeyi elde etmekle başka bir şeyi kaybetmiş olmayacak zavallı. Halbuki al sana yemin, hayatımızı hayat eden, sahip olduklarımızın alternatif maliyetini ödeme mecburiyetimizdir. Bunu aldın mı elinden, yaşamayı bile yasakladın gitti….
-..Kırlara ormanlara gitmek istiyorsan kırlara ormanlara gitmek istediğin için git, şehrin gürültüsünden kaçmak için değil. Çünkü kurtulduğunu düşündüğün her dakika sana misliyle dönmüş olarak bulursun o gürültüyü..
-…Ondan neden kaçtığımı unutmadım da ondan. Zaman maman hikaye. Zamanın hiçbir şeyin üstünü örttüğü yok. Dertse eğer bugünden yarına azalmıyor, çoğalıyor…Sen kaçamamışsın. Kaçan adam polisin elinden kurtulmuş gibi rahat bir nefes alır.