GÖNÜL der dururuz... Ama ne olduğunu bilmeyiz! Gönül tek başına DUYGU değildir. Zira duygular egomuzun antenleridir! Ona ''bak bize ne diyorlar ne yapıyorlar...'' diyen sinyaller verirler. Ve çoğu kez gerçeği çarpıtırlar. Gönül tek başına AKIL da değildir. Zira akıl sadece ''görünen'' ile ilgilidir. Akıl hesap yapar, defter tutar, kaygı üretir. Çözerken dolaşır. Oysa bazen hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
GÖNÜL akıl ve duyguyu birleştiren ve bizi GERÇEK ile buluşturan kanalın AÇIK olmasıdır. O kanalı açık tutmak ise sadece YARATAN ile sohbeti kesmemek sayesinde olur. Gönül kanalınız açık ve temiz olsun. O zaman hiçbir şeyden korkmanıza, hiçbir şeye fazla tutunmanıza, hiç kimseye güvenmenize, hiçbir şey için kahrolmanıza, hiçbir şeyi fazla kurup kasmanıza gerek kalmaz. YARATAN sizi sever ve sizin incinmenizden sizden çok incinir. Size DUYUN diye seslenir. Duygularınız ve aklınızın gönül kanalından uzakta yaptığı saptamaların çığlık çığlığa bağırışları beyninizi meşgul ettiğinde, gönül çaresiz kalır... O zaman SUSUN ve sadece ''Ben bilmiyorum, SEN göster!'' deyin. O cevap mutlaka gelecektir. İstediğiniz gibi değil olduğu gibi...
Juno Gözlemci
Düğümlere Üfleyenler?
Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden!
(Felak Suresi 4.ayet)
Düğümlere üfleyenler, insanlar arasındaki akrabalık ve muhabbet bağlarını koparmak için karanlık yöntemler kullanırlar. Nefs, “dili oynatarak tükürür gibi yapıp tükürmeden üflemek” anlamına gelir. Düğümlere üfleyenlerle görünmeyen varlıklar arasındaki ilişkiyi şu âyet bağlamında anlamak gerekir: “birbirlerine yaldızlı yalan telkin eden insan ve cin şeytanları” (6:112).
Nasıl ki insin karşıtı cinn ise, insanın (aslı insiyân) karşıtı da cânndır. “Toplum”u ifade eden nâs ise ferdin karşıtıdır. Görünen şey yakınlık ve ilgi, görünmeyen şey korku ve kaygı nedenidir. Birlikte geldiği her yerde “iradeli varlıkların hepsi” vurgusunu taşır. Görünen kısmında bir numarayı insân, görünmeyen kısmında bir numarayı cânn temsil eder.
Bu âyet Nas sûresindeki “insanların göğüslerine vesvese verenler” (5) âyeti ışığında anlaşılmalıdır. Sinsi vesveseci. Bu üslûp, kendisinden sığınılan şeyin tehlikesinin büyüklüğüne delâlet eder ki, bunun sebebi de insanın içinden gelip içini hedef almasıdır. Yani: insanın kendi elleriyle kendi kendini vurmasıdır. Bu manevî bir intihar hükmündedir ki, fizikî intihardan bin beter sonuçlar doğurur. Dışarıdan gelen tehlikeye karşı tedbir almak, insanın kendi için kendisine yönelen tehlikeye karşı tedbir almaktan çok daha kolaydır.
Bu “düğümler” iç-benin (nefsin) kördüğümleridir ve onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır. Ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dahildir. Sözün özü: bu, insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar.