-Besicinin biri,bir Rus çiftçi,Allah ondan razı olsun,halimi gördü ve evine gidip bana bir parça et getirdi. +hayatını kurtardı. -yemedim ki. +yemedin mi hayatını kurtarmak uğruna bile mi? -hiçbir şeyin önemi kalmamışsa kurtaracak bir şey de kalmamıştır.
Defne,sevgilisinin kendisiyle ilgili bu duygularını sezinledikçe,o haklı,diyordu kendi kendine. Biz iki ayrı insan görünümündeyiz. Ama, genlerimiz birbiriyle adeta harmanlanmış. Birbirimizi,kendi varlığımızda özümsemişiz. Kısacası bir bütünün ikiye ayrılmış parçalarıyız. Aşk bu mu acaba?
Markos,biliyor musun,insanların bu kadar geç kavraması çok tuhaf. İstedikleri göre yaşadıklarını düşünüyorlar.Yaşamlarına isteklerine göre yön verdiklerini. oysa işin aslı,onları yönlendirenler,istemedikleri şeyler.