Belinay Gül Akçay

Belinay Gül Akçay
Puan vermedi·168 syf.··
2025 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 16:37
Mütercim Raif Efendi… kendisine dair izler taşıyan herhangi bir davranışının gün yüzüne çıkmasına mâni olan çekingen mizacıyla, iç dünyasının mütercimliğinden kaçmış bir aile babası… gözlerinde yaşamına dair hiçbir ayrıntı okunamayan, özel hayatına kendisi bile yabancı görünen, yaşamın kıyısında dolanan bir masa başı çalışanını Raif Efendi yapan hikayeyi okuyoruz bu kitapta. Hayatı boyunca kendisini açtığı, belki de onu gerçekten tanıyan tek kişi, Kürk Mantolu Madonna’nın nefesine yaşam üflediği bir adam Raif Efendi. İç dünyasını bir kağıt parçasının üzerinde de olsa vâr etmeye zorlayan o haberden sonra yazdığı notla birlikte onu tanımak, Berlin sokaklarında onu ve Kürk Mantolu Madonna’yı eşsiz betimlemeleriyle birlikte tahayyül etmek çok özel bir yolculuktu benim için. Okuduğum süre boyunca seyrettiğim hayat, o kadar hakiki o kadar samimiydi ki üzerimdeki tesiri uzun bir süre devam edecek eminim. Edebiyatın ışık tuttuğu insanlığına, benliğine kendisinin izin verdiği kadarıyla bile olsa bakabilmenin, seyredebilmenin buruk bir mutluluğuyla bitirdim. İnsana dair ne çok şeyi bildiğimizi varsayarak ilerlerken birçok zayıflığı, yaşanmışlığı, kırılganlığı yok saydığımızı tekrar hatırlamak için, okuyalım, hak ettiği ehemmiyeti ve değeri vererek…
1000Kitap
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma
Reklam
Böyle devam ederse...
Puan vermedi·202 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 17:58
Kitap, anlatısını bir bilim kurgudan ziyade spekülatif kurgu olarak niteleyen bir ön sözle başlar. Yani “böyle olsa”nın değil “ böyle devam ederse”nin ilhamıyla bir gelecek tasviri kurguladığını söyler. Hikaye; insanların televizyon karakterleriyle birlikte yaşadığı, durup düşünmenin, muhabbetin ne demek olduğunun unutulduğu, itfaiyenin görevinin kitap yakmak olduğu zamanlarda geçer. Bir itfaiyeci(Montag), bu gerçeklikle kopukluğun yeni bir gerçeklik yarattığı dünyada, kendi dünyasını kurabilen bir kızla tanışır. Kısa süreli iletişimlerinin uyandırdığı vicdanı, bir görevlerindeki acımasız olaydan sonra onu daha da rahatsız etmeye başlar. Artık kendisinden bir parça olan maskesi düşmüştür. Montag mutsuzlukla açılan gözleriyle gördüklerini eşiyle, arkadaşlarıyla paylaşmak ister fakat televizyonu ailesi bilen bir eş ve işinin yakmak olduğunu kabullenen arkadaş çevresi pek de yardımcı olmaz. Montag; kitap yakan itfaiyeci kimliği ile gerçeğe açılan pencere olduğunu keşfettiği kitapları muhafaza etme sorumluluğu hisseden vicdanı arasında kalır. Okurken kitaptaki dünyanın yabancı gelmemesi edebiyata, sanata neden dört elle tutunmamız gerektiğini yeniden hatırlattı. Uçuşan bombaların sesinin televizyonla bastırıldığı, medyanın kurguladığı senaryoya “haber” dendiği, insanların durup düşünmeyi ve acıyı duymayı kötülediği bi dünya deyince uzak zamanları kurgulama ihtiyacı duymuyorum maalesef. Çok değil 70 yıl öncesinin distopyası şimdinin gerçeği olduysa, şimdinin uyanık kalanı ve uyandıranı olmak için bir saniye beklememek gerek.
1000Kitap
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
“Bu kalın kitabın belli bir sayfasına geldiğimde babam artık yaşamıyor olacaktı.” *** Kitabın az sayfalı olması ve yalın bir üslubu olması dolayısıyla başladığım gün bitireceğimi düşünmüştüm. “Nedir ki 70 sayfa okurum” diyerek başladığım kitap; her açışımda gözlerim dolarak kapattığım, farkında olmadan bi köşeye atıp okuyor olduğumu bile unuttuğum bir yüzleşme metnine dönüştü. Oysa dili kolay ve anlatılanlar bir babanın günlük yaşantısından ibaretti. Ve neredeyse hiç duygusallığa, soyut anlatılara yer yoktu. Kitabın trajedisi tam buradaydı belki de; hayatını gündelik mücadeleyle, sığlık ve aynılıkla geçiren bir insanın, “baba” rolüyle evladının zihninde acılarıyla korkularıyla bir hikaye kazanması. Anlatıcı kendisini yetiştirmiş, entelektüel birikimini sağlamış biri. Benzer kültürel birikime sahip bir ailenin oğluyla evlendikten sonra da ailesiyle farklı dünyalarda yaşıyor hale geliyor. Babasının bu dünyaya bakışını da şu cümle özetliyor: ”Belki de en büyük gururu, hatta varoluşunun sebebi: Onu hor gören dünyaya ait olmam.” Bu tür bir anlatımla, baba kızın uç dünyalarına hem babanın hem hem evladın gözüyle bakabiliyoruz ve böyle bakınca en gündelik diyaloglarda en derin acıların, korkuların, endişelerin yattığını görüyoruz aslında. Kitabın zorluğu da buradaydı diyebilirim. Son olarak “Anlatsalar roman olur” denilemeyecek hiçbir hayatın olmadığını, hayattaki rollerimizin her bir zihinde farklı romanlar olarak bizi vâr ettiğini düşündürdü bu kitap. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum, duygusal yüküne hazır olmanızı tembihleyerek…
1000Kitap
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,890 okunma
6/10
·64 syf.··
2024 67. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 12:38
İnsan akıp giden hayatta, toplumsal düzende sıkışıyor ve bir çıkış yolu arıyor. Günümüzde gittikçe keskinleşen kapitalist sistemin içinde bir köle olmamak için kimileri kendi suyunu yüzdürmeye bakıyor, kimileri “bir gün tası tarağı toplayıp köye yerleşeceğim” hayaliyle mahkum, kimileri çalışmanın kutsallığıyla avutuyor kendini. Kitapta ise hepsine karşı oldukça sert bir tutum ve devrimci bir çözüm önerisi var. Victor Hugo’ya şarlatan dediği yerde bi yerimden doğrulup savunmaya geçecektim ama sonra Karl Marx’ın damadına(yazar) kafa tutmaya cahilliğim izin vermedi :) “Kapitalizmin efendilerinin doymazlığı yüzünden işçiler eziliyor” ana fikriyle işçiyi sistem kurbanı yapan ve bunu güzelleyen kesime bir eleştiri var. Efendinin efendilikle memnun olmasına değil kölenin kölelikle memnun olmasına bakın bir de diyor yazar. Tabi her şey zıddıyla vardır, bir taraf efendi rolünde insanlığını kaybederken öbür taraf da köle rolünde insanlığını kaybediyor.Kapitalizmin efendileri insanlığını unutturacak kadar fazla olanı istemeye devam ederken, köleleri insanlığını unutturacak kadar az olan için çalışmayı yücelttiği sürece çark dönüyor. Yazarın özel mülkiyeti aşma temalı çözümü de pek sürpriz olmadı hani. Okunur mu okunur, ama beklentim çok daha farklıydı.
1000Kitap
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
Deliler gösteriyor körlere yolu*
9/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 65. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2024 23:06
Yine katmanlı kurgusu, iç içe geçmiş trajedi ve komedisi, çarpıcı anlatımıyla Shakespeare’leyiz… !spoi uyarısı! Kral Lear oldukça değişken bir karakter. Oyunun başında kendisini öve öve bitiremeyen iki kızına tüm krallığı miras bırakıp, dilbazlık yapmayan küçük kızını mirastan yoksun bırakıyor. Gelin görün ki bu “sevgi dolu” iki kız babalarının kolay çelinen aklını görünce krallık toptan bizim olsun diyorlar vee kralı kapı dışarı ediyorlar. Aklını kaybeden bu itibarsız krala kim sahip çıkıyor dersiniz, tabi ki en küçük kızı. Aklı başından gidince doğruyu anlayan karakterimiz: Kral Lear Bir de Gloucester karakterimiz var, o da Kral Lear’la paralel bir karakter ve iki oğlundan gayri meşru olanı ezince bu oğlan babasını meşru kardeşine karşı kışkırtıyor. Bu sırada Gloucester, kızları tarafından dışarı atılan Kral’a acıyıp onu himayesine alıyor. Bu davranışı sebebiyle Kral’ın hain kızının kocası tarafından gözleri oyuluyor vee ona sahip çıkan kişi de tahmin edeceğiniz üzere gayri meşru oğlu oluyor. Gözlerini kaybedince gerçekleri görmeye başlayan karakterimiz ise: Gloucester. Bu iki karakterin trajikomedisi ise oyunun başından beri soytarı tarafından sezdiriliyor. Ki, en can alıcı diyaloglar soytarınınkiler. Soytarı yoluyla asıl körün gördüğünü sanan olduğunu ve asıl delinin aklettiğini sanan olduğunu görüyoruz. “Ve zamanımızın laneti: deliler gösteriyor körlere yolu*”
1000Kitap
Kral LearWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma
Reklam