Yazarın sonrakı yapıtlarının da arka planını oluşturan düşsel Macondo kasabasında gelişen olaylar halkın nefretiyle yüzleşen ve ötekileştirilen, sonunda intihar eden doktorun cenazesi töreniyle başlar hikaye.
Hikaye yarım saatlik cenaze töreninde doktorun intiharına kadar olan olaylar ve ölüm, yalnızlık, kin, nefret duyguları üç ayrı kişinin bakış açısıyla (Albay, albayın torunu ve kızı) anlatılıyor. Ve bu hikaye verilmiş bir sözün hikayesidir... O söz ki...
"Doktor, o zaman beni ölümden döndürmüştü...
...
Ona borcumun ne kadar olduğunu sorduğumda şu cevabı vermişti: "Hiç bir borcunuz yok, Albayım. Lâkin bana bir iyilik yapmak isterseniz, bir sabah beni kaskatı bulduğunuzda, üstüme birkaç kürek toprak atın..! Akbabalara yem olmayayım ihtiyacım, olan tek şey o...Sayfa:121
...
Eserde iyilik ve kötülüğün çizgisi ile anlaşılmazlıklar korkunç enkaza sebep oluyor. Ve kitapta da değildiği gibi..."Bu dünyada hiçbir şey bir insan enkazı kadar korkunç olamaz.". Sayfa:107...
Unutmayalım...
Bu yaprak fırtınasına hele bir alışalım, bunların hepsi geçer...
İnsan önlemlerini alır, albayım. Bir risk aldığı zaman, ne yapması gerektiğini bilir. Herhangi bir şey yolunda gitmezsa, insanın elinde olmayan, beklenmedik bir şey olduğundandır...
Dünya öyle kurulmuş ki, mutluluk için maddiyat gerekiyor...elbette böylesine büyük servetler değil ama en azından beraberce rahat düzgün bir hayat yaşamamıza yetecek kadar maddiyat...
Sayfa 189 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları·Kitabı okudu