İnsanın derdini kime açacağını bilme meselesi, en az kendini bilme meselesi kadar meşakkatli. Bu yüzden olsa gerek, karşısındaki insanda kendine, iç âlemine dair bir şeyler bulanlar, daha dolu, daha derin muhabbet ediyorlar. Böylesi de yaşamın tadı işte, en güzelinden
Tam da böyle düşünürken, İbn Arabî'nin bir sözüyle karşılaştım: "İnsandan alemdeki her şeye uzayan bir bağ vardır."
Her şeye, her eşyaya, her insana uzayan, uzanan bir bağ bu. Dolayısıyla kader ortaklığı dediğimiz şey sadece belirli durumlarda değil, her an var. Her an, bir başkasıyla "kızılötesi" bir bağ kuruyoruz.
Kurtçuklar kurtçukları yer. Kurtçuklar kurtçukları doğurur. Yemek ve doğum hiçbir zaman sona ermez. Acaba hayat, bizzat kendi kendisini yiyen, kendi kendisini doğuran büyük bir kurtçuk olduğu için mi sonsuza kadar devam ediyor? Acaba hayat, ölüm; ölüm de ha-yat olabilir mi?