Öyle uzun uzadıya bir inceleme yapmayacağım, kısa olacak. Yazarın kitaptaki betimleme kabiliyeti, botanikçi oluşu buna bir etmen olsa gerek, muhteşemdi. Cümleleri kimi zaman defalarca okudum kafamda o sahneyi canlandırabilmek için. Paul ve Virginie öyle tanrısal şekilde tasvir edilmişti ki, o doğa ile iç içe oluşları aklıma direkt olarak Dionysos ve öğretilerini getirdi. Yazar Fransız kültürüne de değiniyordu bazı cümlelerinde, bunu es geçmemek lazım. Paul, Virginie, Fidele, Madam de la Tour, Marguerite, hizmetliler ve diğerleri... Sona yaklaşırken şunu da diyeyim: Paul ve Virginie'nin adeta tanrısal esin taşıyan aşklarını yazarımız Bernardin De Saint Pierre bayağı iyi işlemiş, takdir ettim. Kısaca kitabı okumanızı oldukça tavsiye eder, okumanızın ardından internetten bu erdemli gençlerin, Paul ve Virginie'den bahsediyorum, İtalyan heykeltıraş Alessandro Puttinati tarafından yapılan heykellerine bakmanızı da öneririm. Sevgi ve saygı ile...
Hasan-Ali Yücel'in üstün bir biçimiyle yerine getirdiği, yakın zamanda ise insanların yalnızca bu görevi işgal ettiği maarif vekilliği görevi, o dönemlerde şüphesiz Hasan-Ali Yücel'den daha iyisine verilemezdi. O aklın ve bilimin yolundan ilerlemeyi kendisine ideal bellemiş, dogmacılara ve gericilere de yer vermemiştir. Ona göre pozitif bilimler yalnızca okullarda öğretilen bir şey değil, memlekette hayatın dayanağı olmalıydı.
Hasan-Ali Yücel, Atatürk'ü ve fikirlerini en iyi anlayan kişilerin başlarındaydı hemen hemen. Milli Şef ile silah arkadaşları gibi omuz omuza olduğu tek an Ata'nın ölüm töreni olsa da fikirleri, idealleri ve memleket için amaçları her zaman omuz omuza olmuştur. Hasan-Ali Yücel'in 1930'ların sonu ile 1940'ların başları arasında - bu dönem ayrıca Yücel'in 7 yıl, 7 ay ve 7 gün süren görevinin ve Türk aydınlanmasının dönemiydi ki zaten bu dönemin ardından gelecek olan şey cehaletti- yaptığı icraatler de bu fikirlerin pratikte yansımalarıydı. Çeviri Etkinlikleri, Köy Enstitüleri ve daha nice fikir... Köydeki ve şehir/kasabadaki öğrencilerin eğitime ulaşma oranında bulunan ters orantıyı düzeltme çabaları ve bu kısacık incelemede sayamayacağım niceleri...
O bir maarif vekili, tarihçi, musikişinas, edebiyatçı, eğitimci, gazeteci, felsefeci, gerçek bir entelektüel ve devlet adamıydı. Saymamış olduğum daha birçok vasfı vardır elbette...
Uzun lafın kısası C. Şengör, bizlere elinden geldiğince Yücel'i, yaptıklarını, fikirlerini ve bilim hakkındaki bizlerin kitapla ilgili bilmemiz gerekenleri bildirmiştir.
Kitap ile ilgili küçük problem yukarılarda da bahsi geçen çeviri ve köyler ile yapılan icraatler hakkındadır. Bu kısımların biraz daha uzun olması beni oldukça mutlu ederdi lakin yine de oldukça güzel bulduğum bir çalışma. Ha, geçmeden söyleleyim
Erhat şüphesiz mitologya konusunda okurlara en çok faydası, yardımı, dokunan kişilerdendir. Yaptığı İlyada ve Odysseia çevirileri ve dilimize kazandırdığı bu değerli sözlük ile oldukça önemli bir isimdir. Bu sözlük mitologya okumaları yaparken çoğu kelime hakkında size bilgi sunacaktır. Kitaplarda yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. İlyada'yı okurken kesinlikle ihtiyacınız olacak ayrıca.
Eğer yanınızda bir sözlük, bu sözlükten bahsediyorum, bulunmayacaksa karşınızda bir internet sayfası aracılığıyla araştıracağınız kelimeler olacaktır.
Erhat, Halikarnas Balıkçısı gibi isimlerin de etkilendiği Mavi Hümanizma gibi hareketlerin etikisiyle de olsa gerek Yunan eserleri hakkında çevirilerde bulunmuş, bu konuda oldukça da bilinen bir isim haline gelmiştir.
Mitologya konusunda örneğin şiirde olan Nev-Yunanilik gibi akımlar, Hasan A. Yücel gibi isimlerin dahiliyetinde gerçekleşen çeviri etkinlikleri de büyük önem taşımaktadır.
Erhat da A. Kadir ile beraber yaptığı tercümeler ile dilimize önemi büyük eserler katmış ve ekstradan hazırlamış olduğu bu sözlükle bunu daha da üst noktaya taşımıştır.
Erhat'ı rahmetle anıyorum ve şükranlarımı sunuyorum...