Dünyanın belki de en ünlü suçlusu, Raskolnikov'un fakir hayatı, işlediği suç ve suçun verdiği vicdan azabı arasındaki, değirmen taşıyla ezilmiş bir buğday tanesini andıran kasvetli yaşamını, bir ruh halinden diğerine sürüklenişini ve o dönemin ortalama insanının hayatını anlatan harika bir kitap.
Bu kadar kasvetli bir hikaye daha iyi ve daha akıcı nasıl anlatılabilirdi, bilemiyorum. Onun yaşadıklarını ve hissettiklerini adeta kendinizde hissettiğiniz harika bir anlatım. Bu kitabın, aynı zamanda, Rus edebiyatının neden en iyi olduğununda ispatlarından biri olduğu açık.