Ve genç şair iki sene dünyayı rastgele dolaştı. Bu sefer gördüğü şeyler omu hayretten hayrete düşürüyordu. Halbuki değişen hiçbir şey değil, sadece kendi görüşüydü.
İrademiz ve kafamız bizi küçültecek bir iş yapmadıkça, işkence sadece bir fizyoloji meseledir. Etlerimiz, sinirlerimiz dayanabildikleri kadar dayanırlar. Sonra, tabiat ne emrederse o olur. Ama ruhumuzu kamçılattırmamak elimizdedir.
Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhusunuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor
Bruce, “ bacaklarının arasında sarkan tüp şeklindeki et parçası yüzünden öne arkaya gidip gelen her zaman kızgın bir hayvan gibi yaşadığını,” söylüyordu. “ diyelim ki” dedi bir gün, “böceklerin hayatını yakından inceleyecek araçlarımız var. Erkek böceklerin dişi böceklerin ğöğüs kafeslerindeki iki yumruyla büylendiklerini ve günlerini ve gecelerini bu yumrulara dokunmaya adadıklarını bulduğumuzu hayal et. Ne düşünürdük o zaman? Tanrım, hayatı geçirmek için ne garip bir yol! Kesinlikle memelere dokunmaktan daha fazla bir şey olmalı hayatta.