Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür. 🌹🕊️
#Hz Muhammed (sav) #8 Mart Dünya Kadınlar Günü
"Efendiler, bizim yüzümüz her zaman tertemizdi ve hep tertemiz kalacaktır.
Yüzü çirkin, vicdanı çirkinliklerle dolu olanlar, bizim vatanseverce, vicdanlı ve namuslu savaşımızı bayağı ve çirkin hırsları yüzünden çirkin göstermeye kalkışanlardır."
Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan bu yana çekilen ulusal felaketlerden doğan uyanışın ve bu sevgili vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Sayfa 599 - İş Bankası Kültür Yayınları, 18. Baskı·Kitabı okudu
Yunan Ordusu işgal kuvveti olarak ilerlerken de ricat ederken de son derece vahşi idi. Bu ordunun, özellikle umutlarını Sakarya'nın surlarına gömüp, mağlup ve perişan bir vaziyette geri çekilirken irtikâp ettiği vahşet, en hunhar canavarlar tiynetinde yaratılmış cellatlarda bile nefret ve tiksinti uyandıracak kadar tüyler ürpertici idi. Yukarıdaki "hayvan gibi" tanımlaması bana ait değildir, bir hanımefendiye, rahmetli Halide Edip Adıvar'a aittir. Sakarya muharebelerinden sonra İsmet Paşa tarafından Yakup Kadri Karaos-manoğlu ve Yusuf Akçora ile birlikte Tetkik-i Mezalim Komitesi'nde görevlendirilen Halide Edip, şâhit olduğu "tecavüzat-ı vahşiyane" karşısında Yunanlılar'ın hayvanlar gibi davrandıklarını ifade etmekten kendini alamamıştır. Yunanlılar'ın tamamen yaktığı Polatlı yakınlarındaki Üzümbeyli köyündeki vahşeti anlatırken "insan, pencerelerin demir parmaklıklarından yanmış el parçaları görüyordu" diyen Halide Edip gördüklerini şöyle nakletmiştir:
"... Duatepe'nin eteğinde yirmibeş evli bu küçük köyden yalnız üç ev kalmıştı. Ötekiler yanmıştı. Yunanlılar Duatepe'den çekilirken hayvan sürülerini götüremedikleri için onları da öldürmüşlerdi. Her yerde yığın yığın hayvan leşine rastlıyorduk.
"Anlaşıldığına göre Duatepe saldırısı başlamadan önce Yunanlılar köylüleri götürmüş, angaryaya koşmuşlar. Giden adamların hiçbiri geri dönmemiş. Yunanhlar'ın genel olarak çekilmesinde, erkekler döndükleri zaman, kadınları evlerinin külleri üzerinde bulmuşlar çocukların bazıları açıktan ölmüş, kadınların karşılaştığı muameleden hiç söz etmiyorlardı. Yerde dört çukurun içinde küller, küllerin arasında yanmış kemikler, parça parça asker esvapları, bazen de üzerinde Türkçe yazılar bulunan yanmış kâğıt parçaları buluyorduk. İşte Üzeyir'in karısı, kocasının burada yakılmış olduğunu
Büyük Türk taarruzu 26 Ağustos 1922'de başladı. Türk ordusu Başkumandanı Mustafa Kemal, Yunan ordusunu, Afyonkarahisar-Dumlupınar'da savaşı ka bule mecbur etti ve kuşatma hareketi ile mağlup etti. Yunan ordusu Başkumandanı esir alındı ve Uşak'ta Mustafa Kemal tarafından gayet nazik bir surette ka bul olundu.
(NOT: Atatürk Büyük Taarruzun tarihini 26Agustos diye belirlemesinin nedeni Malazgirt Savasinin tarihi olmasıdır.Aslında burda ince bir gönderme vardi Anadolu Türk yurdudur Türk yurdu kalacak. Ayrica Büyük taaruz Turan taktiginin uygulandigi son savasimizdir uygulayan son Atamız Atatürktür.)