'Hem düzyazı hem de şiir konusunda yetenekli, Yunanca'ya düşman, Latinceye aşık retorik öğretmeni Augustinus, çoğu okur gibi yalnızca seslerin tadını alabilmek için de olsa, eline geçeni okuma alışkanlığına sahipti. Aristoteles'in öğretileri ışığında 'o anda orada var olmayanlarla bile konuşmamız için icat edilen' harflerin 'seslerin imleri' olduğunu, bunlarında 'düşündüklerimizin imleri' olduklarını biliyordu. Yazılı metin bir konuşmaydı; orada olmayan ikinci kişinin yerine konuşması için kağıda dökülmüştü." Sy.67