- Ben gerçeği arıyorum, diyen bir adama, insan bıyık altından gülmeden edebilir mi? Sf11
- Gerçeği arıyorsun ha, dedi adam büyük bir ciddiyetle. Bunca sofuluğun bunca kafirlikler yan yana olduğu bir çağda başka çare var mı? Sf11
- Gerçek, istekleri bitmeyen bir sevgilidir Pattig, en ufak bir sadakatsizliği affetmez, yalnız ona kulluk edilir, hayatının her anı ona aittir. Sen sahiden gerçeği mi arıyorsun? Her şeyi terk edecek kadar istiyor musun? Sf15
- Pattig, eğer sahiden aradığın gerçeklikse, onu bir kadının kollarında ya da yenidoğmuş bir bebeğin viyaklamalarında bulamazsın. Söyledim sana, gerçeklik tamahkardır, onu hala istiyor musun yoksa vaz geçtin mi? sf16
- Ak giysililer su kıyısını yurt edinmişlerdi, suda arınma selamet, beklerlerdi. Sf25
- Su her dokunduğunu ilk günkü saflığına kavuşturur, her can sudan doğar. Sf26
- Ağzına ilk acı tat geldiğinde cesaretin kırılırsa, Selamet’e asla ulaşamazsın. Sf26
- Açlık bir düşmandır, diye anlatıyordu, erdemli erkek onu doyurmak yerine dizginlemeyi bilmeli, tıpkı tenin bütün arzuları gibi.
- Karınların zil çaldığı saatte en sevdiği konuydu bu. Beden bir katırdır, diyordu. Ruh onun sırtındadır. Bazen durup hayvanı yemleyeceksin elbet, ama yolu ya da nerelerde durulacağını seçmek ona düşmez. Bineğine laf geçiremeyen yüz karası biniciye lanet olsun. Sf38
- Şu ıslığı dinle… Hava inliyor, çünkü saldırdım ona. Dinlemeyi bilsen ne dediğimi duyardın. Şu dünyada daha hafif ol, ayağını vurmadan yürü, sert hareketlerden kaçın, ağaçları da çiçekleri de öldürme. Toprağı işler gibi yap, ama incitme onu, okşa sadece. Ve ötekiler avaz avaz bağırırken dudaklarını oynat, sakın bağırma. Sf54
- Gitmek ! diyordu Mani kendi kendine. Gitmek bir şenliktir, belki de şekilden şekle girebilen, kimi bürümcükten, kimi meşeden bin türlü kılığa