Resul Köstekçi

Resul Köstekçi
Hepimiz bu dünya dediğimiz sert kabuk üzerinde birer misafir değil miyiz? Biraz yaşayacak Çokça sevecek Biraz da sevilecektik Ve sonra usulca çekip gidecektik. Hepsi buydu…
Gölgeden ışığa
…Biz insanların en büyük zaafı duygularıdır. Çünkü yaşadığımız olumsuzlukları çok fazla içselleştiriyoruz. Çözüm yollarını aramak yerine o içselleştirdiğimiz duygularda boğulmayı tercih ediyoruz. Kendimizce üzülüyor ya da kendimizce hayıflanıyoruz…
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kendi gölgesinde kaybolan
Kendi gölgende kaybolmak için yola çıkarsan, sonunda yine onunla karşılaşırsın. Kaçmak yerine kendi gölgende oturmayı öğren.
Sen, geçmişin gözyaşlarına basıp geçen, İki başlı bir yılan. Bir ucunda zehrin, Diğer ucunda maskelerin. Hangi halkın türküsünü susturdun da Kendi şarkını söylüyorsun …
1000Kitap
Ne kadar boş yaşıyoruz bu âlemi, ne kadar boş. Boşvermişliğimizle fire verdiğimiz zamanlarla dolu bi geçmişimiz vardı. Bir gonca gül ne kadar çaresiz kalıyordu, akıp giden bir nehir gibi zamana karşı. Ruhumuza isabet eden darbeler zamanın çekilmezi değildi. Çaresizlikteki asıl sorun, birbirini tekrarlayan sınırlarımızdı. Daha iyi olabilirdi aslında, huzursuz kalmış dallarımız hayat ipliklerine takılmış olmasıydı...
sayfa arasında kalmış hayaller....
.... Gözlerimi açtığımda yağmur dinmiş ve yerini parlak bir güneşe bırakmıştı. Güneş bütün muhteşemliğiyle parlıyor, ışınlarını toplamış en sıcak haliyle yeniden ısıtmaya çalışıyordu, telaşenin içinde hayalleri yarım kalmış bedenleri....