...Hiç kimsenin düşüncesinde yarattığı; o sisli, karanlık dünyanın bir önemi yoktu benim için. Çünkü benim nefes alma motivasyonum buydu. Herkesin köhne zihninden uzak, kendi dünyamda yaşamak, benim için yaşama sebebiydi. Kurduğum hayallerin bir geleceği vardı ve buna inanıyordum. Ve ben hayal kurarken neyle karşılaşacağımı ve ne yapmam gerektiğinin de yeri vardı oluşturduğum hayallerimin arasında. Fakat sadece hayalperest olarak görünürdüm. Hani her şeyi yaşamış, defalarca acının her türlü yüzüyle karşılaşmıştım. Böyle bir insanın, nasıl ayağa kalkabileceğini bilmedikleri gibi benimde nasıl bir zihne sahip olduğumu ve nasıl ayağa kalkabileceğimi de bilmemeleri gayet doğaldı....