sonbaharın en kalın düdükleri
uğuldar eylül serinliğinde
sokaklar törenle demir alır
camların buğulanıp üşüdükleri
o rüya belirsizliğinde
şehir insanı ansızın bırakır
sonsuz martıların döküldükleri
leylak karanlığın perdesinde
yolculuklar öncelik kazanır
soğuk tabancaların öksürdükleri
oteller canlanır her zil sesinde
insan insanı ölümünden tanır