Ben yeterince iyi değilim, tamamen kötü de değilim. Güven vermiyorum ama umursamaz da değilim. Politik değilim ama tarafsız da değilim. Camus gibi yaşamın bir adım uzağında, ölümün bir koşu yakınındayım.
Sen de fark ettin mi? Az dediğin çocuk bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabe ile yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yanyana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuşlar gibiler. Senin ve benim gibi…
Bu yüzden , belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de ,seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir…