Mösyö Benda da Uriel Raporu'nda şunu ileri sürer: "Erkeğin bedeninin, kadınınkinden soyutlandığında da kendi başına bir anlamı vardır; oysa erkek anılmaksızın kadının bedeni tüm anlamdan yoksun gibi görünür... Erkek, kadın olmaksızın da kendini düşünür. Kadın, erkek olmaksızın kendini düşünmez."
Sayfa 26 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Aristoteles "Dişi, belirli niteliklerin yokluğundan ötürü dişidir," diyordu. "Kadınların kişiliğini doğal bir kusurla malul olarak kabul etmeliyiz." Onun izinde, Aziz Thomas da kadının bir "eksik erkek", "rastlantısal" bir varlık olduğunu buyurur. Havva'nın, Bossuer'nin kullandığı sözcükle, Adem'in "fazla kaburga kemiği"nden çıkarıldığını anlatan Yaradılış öyküsü de zaten bunu simgeleştirir. İnsanlık erkektir ve erkek, kadını kendi içinde değil, (erkeğin) kendisine göre tanımlar; kadın özerk bir varlık olarak görülmez.
Sayfa 25 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
"Daha önce de belirttiğimiz gibi, harflerin şekli tamamen uzlaşmaya bağlı ve keyfidir. Biçimlerinin pek önemi yoktur ya da önemi sadece sistemin dayattığı sınırlar dahilindedir. Dolayısıyla, işareti temsil etme aracının kendisi tamamen önemsizdir. Harflerin rengi, kabartması veya şekli, taşıdıkları anlam açısından hiçbir önem arz etmez ve bu nedenle dil en ufak bir darbe almadan değiştirilebilirler.
Evet, dilsel işaret keyfidir; ifade ettiği fikir ve sesle arasında hiçbir doğal bağ yoktur."
"Türkiye'de bugün her alana yayılan büyük bir reform rüzgârı esiyor. Gücünü hem ateşli hem de sağduyulu bir ulusal iradeden alan bu rüzgâr, zorunlu olduğu kabul edilen alfabe değişikliğinin özgürce, hatta coşkuyla karşılanması için son derece elverişli bir zemin hazırlamıştır. Zaten karar verilmiştir: Latin alfabesi, mevcut alfabenin yerini alacaktır."