Hiçbir cemiyet, hürriyete yavaş yavaş, alıştıra alıştıra kavuşturulmaz. Hürriyete, onu kullana kullana alışırlar. Bunun aksini iddia etmek, Abdülhamid'in otuz sene Kanunu Esasi'yi "Millet henüz rüşde ermemiştir!" bahanesiyle tatbik etmemesine benzer. Mesela uzun asırlar istibdat içinde yaşayan Türk milleti İstiklâl Savaşı sırasında kendisine verilen geniş sahici hürriyeti fena kullanmak şöyle dursun, bu hürriyete ne kadar layık olduğunu bütün dünyaya ispat eden bu kudret, bir kabiliyet, bilhassa bir disiplin göstermiştir. Devletin her büyük karardan evvel memleketin her köşesinde yaptırdığı mitingler, millet mukadderatını ellerinde tutanlara en emniyetli, en sağlam birer destek olmuş, onlara daha geniş bir hareket "Hürriyet"i vermiştir. Çünkü umumi bir kaidedir, idare edilene verilen hürriyet idare edenin hürriyetini de müspet sahada çoğaltır.