"Kıskançlığın arzuyu sürekli kılması, ya da en azından onu alevlendirmesi, arzunun ortaya çıkmasının ve canlı tutulmasının ne kadar güç olduğuna işaret eder. Yalnızca bir eş bulmamız yetmez, bir de rakip bulmalıyız. Ve bu ikisini ayırt etmemiz de yetmez; onları ayrı tutmalıyız. Rakiplere ihtiyacımız var, çünkü bize eşimizin kim olduğunu onlar söyler. Eşe ihtiyacımız var çünkü onun sayesinde bir rakip bulacağız.
Arzunun işlemesi, arzu edilebilir olması için ne çok kişiye ihtiyacımız var!"
"Çocuklardan öğrenebileceğimiz en iyi şey, ilgimizi nasıl kaybedeceğimizdir. Onların yetişkinlerden öğrenebilecekleri en kötü şey ise nasıl zoraki bir biçimde dikkat gösterileceğidir."
"Araştırma sahibi olan arkadaşlarımız pekâlâ bilirler ki Roma'da, Sparta'da, Atina'da, Kartaca'da mevcut olmuş olan genel meclisler gerçekte bizim yaptığımız şeyleri yapıyorlardı efendiler! Kanun yaparlardı, memur seçerlerdi, yargılama yaparlardı, cezalandırırlardı. Ve her şey yaparlardı. Ve Roma'da dört milyon halk vardı efendiler! Bu dört milyon halk şaşılacak bir şekilde toplanırlar ve beş-on kişilik bir kabineden daha hızlı ve özellikle daha makul ve haklı bir şekilde; yürütme ve yargı ve yasama görevlerini yerine getirirlerdi. Fakat, efendiler! İki bin yıl önce mevcut olan bu insanlığın gerçek arzusuna ve medeniyete ve şeriata uygun olan bu yöntemi birtakım despotlar çıkmışlar ve yıkmaya teşebbüs etmişler ve bin türlü entrikalar kullanarak insanlık toplumundaki bazı insanları kandırmışlar. Ve nihayet tarihin eski çağlarında mevcut olan bu güzel şeyler, tarihin orta çağlarında birtakım despotik krallıklara ve imparatorluklara dönüşmüştür. Dolayısıyla, halk hükümeti denilen, bu açıkladığım nokta, bugün için ancak ve yalnız bizim şeklimizde tecelli ve uygulanabilir. Bundan başkası doğru değildir."
–1 aralık 1921