A Guys Bookshelf

A Guys Bookshelf
@Bayelazigli
Türk devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
Puan vermedi
Franz Kafka'nın en çok okunan ve beğenilen kitaplarından biri olan ve benimde okurken kısa bir kitap olmasına rağmen bir çok duyguyu bir arada yaşadığım Dönüşüm kitabı hakkında biraz konuşmaya geldim. Daha önce hiç Franz Kafka okumadım ve Dönüşüm yazarla tanışmama ve sevmeme vesile olan ilk kitaptı. Kitabı Teyzem'in tavsiyesiyle alıp okumaya başladım ve bu yüzden beklentim çok yüksekti, kısa bir kitap olmasına rağmen kurgusuyla bütün beklentilerimi karşıladığını söyleyebilirim. Yazar sembolizmin yaratığı hoşgörüzsüzlüğü ve dışanmışlığı çok iyi işliyor. Okurken kendinizi sorguluyor ve siz böyle bir durumda kalsaydınız ne yapardınız diye düşünürken buluyorsunuz. Aslında yaşadığımız dönemde hepimiz bir George Samsayız. Eğer topluma yararlı ve faydalı ise insanlar tarafından sevilen ve saygı duyulan bir birey oluruz ama eğer toplumun bize yapmaya zorladığı şeyleri reddedersek George Samsa gibi dışlanır ve hayattan soyutlanırız. Bu yönden kitap yaşadığımız hayatın özünü bize gösterdiğini söyleyebiliriz. Dönüşüm bu ay okuduğum ve en beğendiğim kitaplar arasına girdi. Eğer hala okumadıysanız en kısa sürede okumanızı tavsiye ederim.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·479 syf.··
2022 17. kitabı
Karakterimiz Hikmet Benol’un gerçek mi kurgu olduğu belirsiz yaşamını anlatan bu eserin yazıldığı yıllarda Atay’ın içinde bulunduğu durumu düşününce roman daha bir anlam kazandı zihnimde. Bu yıllarda (71-73) yazarın eşiyle ayrılmasının ardından uzun süre birlikte yaşadığı Sevin Seydi’nin de kendisini terketmesi üzerine Beyoğlu’ndaki evine kapanıp sürekli yazdığı bilinmektedir. Kitabı okuyunca yazarın içine düştüğü umutsuz ve mutsuz ruh hâlinin Hikmet Benol karakterine yansıması bariz görülüyor. Zira Hikmet tek bir vücutta birçok farklı kişiyi barındıran, bu farklı kişilikler arasında bazen boğulan, sürekli zihninde kendine ve başkalarına dair oyunlar yazarak yazarak bunlara kendini kaptıran, yaşadığı hayatın bu oyunlardan biri mi yoksa gerçek mi olduğunu algılayamayan, gelgitler içinde savrulan ve sonunda silinip giden bir tutunamayandır. Tutunamayanlar kitabında tanıdığımız Selim ile bu eserdeki Hikmet fazlasıyla benzer karakterler. Kitabı okurken bir süre sonra Hikmet’in etrafında yer alan karakterlerin varlığını sorgulamadan edemiyor insan. Hikmet hayal dünyası ile gerçeklik arasına o kadar sıkışıp kalmış ki; okuyucu ister istemez “Sevgi, Albay Hüsamettin, Bilge, Nurhayat Hanım ve dahası acaba var mıydı?” diye durup düşünüyor. En azından ben böyle hissettim. Tutunamayanlar’ı okuduysanız ve sevdiyseniz eğer bu kitaba da tutunacağınıza şüphe yok. Çünkü uzun paragraflar, iç hesaplaşmalar, gerçek ve hayal, insanı farklı alemlere taşıyan diyaloglar iki eserde de karşımıza çıkıyor. Tehlikeli Oyunlar’da yer alan tiyatro eserleri beni hayrete düşürdü. Her sayfada oyun içinde oyun karşılıyor okuyucuyu. Kitap içinde farklı kitaplar okuyormuş hissine kapıldım bir ara. En ilginci de bu kadar karmaşık oyunun nasıl bu kadar düzenli yazılabildiği. Bu da kuşkusuz Atay’ın ince mizah
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
incelemeye layığıyla yaptım mi bilemiyorum .
Puan vermedi·400 syf.··
2022 20. kitabı
Başkomiser Nevzat geri döndü. Ekibi Komiser Ali, Kriminolog Zeynep ile birlikte çocuk tacizcilerini öldüren ve Körebe ismini verdikleri bir seri katilin peşine düşüyorlar. 12 cinayet işleyen Körebe uzun süre sonra tekrar ortaya çıkınca bu cinayetleri çözme görevi Başkomiser Nevzat ve ekibine düşüyor. Konunun içine serpiştirilmiş ve toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlayan Suriyeli mültecilerin durumları ile onlara dair organ kaçakçılığı ve organ satışı konusuna de değinilmiş. Fazla tekrarlara düşülen bölümleri ve kurgunun basitliğini saymazsak akıcı bir kitap olduğu söylenebilir. Ancak bazı bölümleri gereksizce uzatması konuyu dağıtmış. Bazı mantık hataları da göze çarpmıyor değil. Okuduğumuz Amerikan polisiye kitapları ve dizilerindeki kurgusal tadı vermese de güzel bir konu işlenmiş. Bizim polis teşkilatının bu ekip gibi çalışıp çalışmadığını bilemiyorum ama böyle çalışılıyorsa faili meçhul cinayet kalmaması lazım. Polisiye romanların özetini yada ayrıntılı konusunu yazmanın okuma zevkini kaçırdığını düşünüyorum. Bu yüzden kitabın sonuna dair ister istemez ipucu vermek istemiyorum. Çünkü yazarın yönlendirmeleriyle tam "katil bu mu acaba?" derken ters köşeye yatabilirsiniz. Başkomiser Nevzat ve Ahmet Ümit sevenlerin bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum.
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,8bin okunma
Puan vermedi
Acımasız olmak istemem ama devrik yazılmış cümleler ve o cümlelerden eksiltilen birkaç cümleden öteye gidememiş. Bir de sayfalarda internetten indirilmiş resimler basılmış ki soğutuyor diyeceğim az gelecek. Senin yazdığın dize bana birşey ifade etmezse bir de sen oraya çay resmi, çeşitli maddelerden yapılmış kalp resimleri koyarsan bende bir etki falan yaratamazsın. Şu kitabın maneviyatınıza tesir ettiğini düşünüyorsanız Mevlana'lara Yunus Emre'lere yazık ediyorsunuz....
Elif Gibi Sevmek 1Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 201715,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2022 14. kitabı
Bir kaç ay önce elime alıp sevmediğim belki de anlamadığım için bıraktığım bir kitaptı. Neyse ki ikinci kez elime aldığımda bitirdim. Fikrim çok değişti mi, bilmiyorum. Farklı bir karakter C. Kimin ne dediği ne düşündüğüyle ilgilenmiyor. O an aklına eseni yapıyor, düşüncelerini sakınmıyor. Ama kendi dünyasını da kimseye açmıyor. Hayalinde oluşturduğu kadınla yaşadığı şehirde elbet bir gün karşılaşacağına kendini inandırmış. Babasından kalma parayla yaşıyor. Ama kitabın anlatım dili bu kadar basit değil. Kısa kısa kurulmuş cümlelere rağmen hem de. Bir anda başka bir şey anlatılıyor ve "ne alaka şimdi" diyorum. Sonlara doğru C.'yi anladım, hak da verdim aylak adam olmasında. Ama yine de beni çok etkileyen bir kitap olmadı. Yalnızlığın işlendiği kitaplar bana göre değil sanırım.Yusuf Atılgan'ın da kendine has bir tarzı var. Sanki bunu bilerek yapıyor, okuyucu kitlesini kendi belirlemek istiyor. Sadece onu gerçekten anlayabilenler okumasını istiyor. Anayurt Oteli'nde de aynısını düşünmüştüm. Bu sebeple diyorum ki Yusuf Atılgan iyi yazıyor, ama kitaplarında çekmeye çalıştığı yalnızlaşmaya girmek istemiyorum ben.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma