Acaba şiiri yaratan müzik midir?
Yoksa müziği mi şiir yaratmıştır?
İnsan, kendi acılarını, sevgisini, ıstıraplarını, kederlerini ve ekseriyette varoluşsal karmaşasını anlatabilmek için nasıl bir anlatım yolu izlemelidir. Şiir... Şiir bireyseldir. Topluma, belki yazıldığı toplumun da bireyselliği içerisinde yalnızca o şahsa aittir. Ancak müzik... Evet, müzik evrenseldir. Herkese hitap eder. Sizin ahenkli bir şekilde, melodi ile okuduğunuz bir şiir (Türkü vs.) ile sıradan, düzyazı şeklinde okuduğunuz bir şiir arasında dağlar kadar fark bulunmaktadır. Örneğin Çanakkale Türküsü'nü düz yazı şeklinde okuduğumuzda, karşımızda oturan ve Türkçe bilmeyen bir yabancı hiçbir şey anlamaz ve hissetmez. Fakat o şiiri, melodi ile okursak. Çanakkale Türküsünü söylediğimizde ne hisseder o dinleyen yabancı? Sesin tınısı içerisinde acıyı, ıstırabı, özlemi ve üzüntüyü anlar mı?
Bunun cevabı evet. Çünkü insan tektir. Canı acıdığında gülmez. Hasta olduğunda dinç davranmaz. İnsanın duyguları tektir. Her bir fert için ayrı ayrı duygu kavramı bulunmaz. Bu yüzden bir şiiri, duyguları yansıtarak (melodi ile) aktardığınızda, dinleyen kişi şiirde anlatılanları bilmese bile o duyguyu hisseder.
İşte, bu yüzden şiirleri besteleyebilmek, yahut da şiir yazarken müzik dinlemek önemlidir.
İnsan, duygularını melodide hisseder. Yakaladığı o melodi ile de kelimeleri zihninde inşa eder. İşte, şiir de böyle doğmuş olur.