Ziya Gökalp'in de Türkçülüğün Esasları adlı eserinde dediği gibi "Gazete halkın hissiyatına hitap ettiğinden dolayı konuşma dilinin canlı sözcüklerini içermektedir." Ziya Gökalp bu sözüyle gazetenin halkın anladığı ve konuştuğu dilde yazıldığından dolayı nesir alanında büyük bir ilgiye rağbet göstermesine vesile olduğu anlaşılmaktadır. Zira gazeteler yalnızca halka olup bitenlerle ilgili bilgi vermekle kalmamıştır, aynı zamanda birçok edebi eserin de yayımlanmasında ve halka ulaştırılmasında bir araç olarak kullanılmıştır. Düşünürler, sanatçılar ve fikir adamları, hepsi fikirlerini halka mal etmek için gazetelerden yararlanmıştır. Edebiyatımızda ilk defa 2.Mahmud Dönemi'nde çıkan ve devlete ait resmi bir gazete olan "Takvim-i Vakayi" gazetesi, devlet güdümü altında, halkın yenileşmeden haberdar olması ve ahvalden muzdarip olmaması için çıkarılmış olan gazetedir. Daha sonradan ise Churchill tarafından bir Müslüman çocuğu öldürmesi üzerine suçsuzluğunu empoze etmek amaçlı çıkarmış olduğu ve Cevdet Paşa'nın da bundan yakınmış olduğu "Ceride-i Havadis" gazetesi vardır. Bu gazete, edebiyatımızdaki ilk yarı özel gazete olma özelliğini teşkil etmektedir. Tabi gazetenin çıkma amacı edebi sebeplerden ötürü değil, az evvelden de bahsetmiş olduğumuz olaydan ötürü bir yaşanmışlıktan kaynaklanmaktadır. Bu da bizlere göstermektedir ki, bu dönem çıkan eserler de dahil olmak üzere gazeteler de edebi amaç gütmeyerek, yazarların hayatlarının birer iz düşümü olarak ortaya çıkmıştır. Zira Cevdet Paşa gibi, Ziya Paşa da eserlerinde hayatındaki yaşanmışlıklardan yola çıkarak yeni şekilleri eserlerinde kullanmıştır. Onun amacı yeni bir şey ortaya koymak ya da geliştirmek değildir. Bu, yalnızca yaşanmışlıklardan kaynaklanan sıradan bir durumdur. Daha sonradan İbrahim Şinasi Efendinin