Ben, her şeyden önce ben. Ama Fitche’nin dediği ideal ve mutlak ben değil, gündelik ben, fani ben. Gerçek olan tek değer: ferdin zevki, ferdin saadeti, ferdin iktidarı. Devlet, kanun, ahlak… Kendi kendimize vurduğumuz birer zincir. Kamil insan, bu zincirleri parçalayandır. Benim için bugün doğru olan, bugün doğrudur. Yarın başka şeye inanırmışım, inanırım… Keyif benim değil mi? Haklarımın sınırı yok. Bütün dünya benim.
İzm’ler insan idrakine giydirilen deli gömlekleridir. Her …ist , koltuk değneği olmadan yürüyemeyeceğini itiraf eden bir zavallıdır. Batı’dan gelen hiçbir izm masum değildir.
Balzac’a ait “Bilinmeyen Şaheser” bir ressamın trajedisidir. Mutlak peşinde koşan bir ressamın. Bir portre üzerinde aylarca çalışan sanatçı eserini boyuna düzeltir. Bu titiz, bu hummalı çalışmaların sonunda bir boya yığını kalır tuvalde. Yalnız bu tashihlerden nasılsa kurtulan bir el ressamın bütün ustalığını, bütün sanatını, bütün dehasını ifşa eder seyircilere. Celal Sılay’ın son şiirlerinde de bu el*
i hatırlatan güzel mısralar var: Ciltlere sığmayacak düşünceleri üç-beş kelimeye hapseden kristal mısralar.