Fakat ruhunun derinlerinde bir sancı saklıydı: olduğundan farklı olma arzusu. Bu, bir insanın kaderden yiyebilecek en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. Çünkü insan hayatı ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. Nasılsa öyle olduğu gerçeğiyle uzlaşmalı ve bu bilgece davranış için hayattan övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiği ve buna katlandığı zaman göğsüne madalya takılmayacağını bilmelidir; hayır, övgü ya da ödül almayacağını bilmelidir. İnsan katlanmak zorundadır işin bütün sırrı budur kendi karakterine kendi tabiatına katlanmak zorundadır; çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerini, şahsi menfaatlerine ve aç gözlülüğüe dair içgörü bir şey değiştirir. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete, sadakatsizliğe katlanmak zorunda ve son olarak ki bu bütün görevlerin en zoru birisinin karakter ya da zeka yönünden kendisinden üstün olmasına da katlanmak zorunda.