Banu Koçak

İnsanın her hatırası da zamanla işte böyle solar. Fakat günün birinde bir yerlerden ışık gelir ve bir yüzü yeniden tanırız.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazı telepatik ilişkiler
Bir yabancıydı. Karı koca tek kelime söylemeden birbirleriyle mücadele etmişlerdi; silahları müzik, av, seyahatler ve akşam davetleriydi.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Buyrun aile dizimi*ne:)
Kanlarında imparatorluğun bütün insani özellikleri ile dar alınlı Slav oğlanlar oradaydı, ataları onların yerine her şeyi önceden görmüş gibi boşluğa bakan mavi gözlü çok yorgun on yaşında aristokratlar oradaydı.
Sayfa 22·Kitabı okudu
8/10
·120 syf.··
2025 3. kitabı
Eseri çok beğendim ve özellikle zihin kıvrımlarında gezinmeyi seven okurlara kesinlikle tavsiye ederim. Başkası, kendi içimizdeki sonsuzluğu fark etmemizi sağlayan bir aynadır. Belki de hayatın anlamı, sorularda değil; o soruların yaktığı ateştedir. ‘Mumlar Sonuna Kadar Yanar’ da yardımcı kahramanımız Konrad’a ait psikolojik bir tahlilin eksikliğini hissetmek, onu bugüne dek okuduğumuz içe dönük sanatçı kişiliklerle özdeşleştirme yaparak devasa sayılabilecek sahneleri zihinde tamamlamamıza sebep oluyor. Ben mesela romanın iki katı hacimli bir bölümü zihnimde tamamladım:) Henrik, dışarıdan bakıldığında her şeyi tamamlamış bir profil gibi. Zengin, soylu, başarılı bir evliliğe ve mesleğe sahip bir adam. Buna karşın Konrád, ne işinde ne aile yaşamında bir başarıya ulaşmış olarak gösteriliyor. Fakat bu iki karakter bir yapbozun parçaları gibi tamamlandığında aslında hayati sayılacak parçaları eksik olanın Henrik olduğunu fark ediyoruz. Gelgelelim Konrad -o birçok parçası eksikmiş gibi görünen- Henrik’in en önemli parçasını, eşi Kristzina’nın kalbini, ruhunu alıyor ondan. Romanın başlarında sevgi açlığından yataklara düşen Henrik’in tek tutunduğu şey sütannesinin sevgisi oluyor. İnsan, çevresine çaktırmasa da, temelde olan eksikler onu taa içerden oyarak tarumar eder. Babasıyla yaptığı bir konuşmada ise babasının Konrád’ın “başka türlü” olduğunu fark etmesi ise romanın esas meselesini açığa çıkarıyor. Henrik o başka türlülüğü tü kaka olarak görmeyip içten içe o olmak istiyor. Evet geldik mi tüm psikolojik rahatsızlıkların mihenk taşına: bastırılmış bir tutku, başka bir “türe” duyulan ama gizlenen bir arzu. Bu noktada Yavru Ceylan eserini de hatırlamamak elde değil; orada da iki dost arasındaki kıskanılan ve kıskanan dinamiği, görünürdeki davranışların ötesinde çok daha
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
Neden altı hafta önceki gibi aynı görüşte olmam isteniyor acaba?Öyle olursa düşüncem bana hükmeder.