İnsan Ne ile Yaşar?/Lev Nikolayeviç Tolstoy
Bir klasik olmayı hakeden kitapta 5 hikaye ve 3 soru karşılıyor bizleri.
Birçok sorunun cevabı olan...
Kendimize her zaman sormamız ve hatırlamamız gereken...
İçinde derin anlamlar taşıyan 3 nokta atışı soru...
•“İnsan içinde ne barındırır?”
•”İnsana verilmeyen nedir?
•”İnsan ne ile yaşar?”
Tolstoy’un bu sorularına okuyanlar da aynı cevabı vermiş olacak kitap herkes tarafından bu kadar sevilsin.
*İnsan içinde sevgiyi barındırır.
*İnsana kendi ihtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir.
*İnsan kendi çabasıyla değil sevgi ile yaşar.
İçinde sevgiyi barındıran insan canlı ve hayattadır.İçinde sevgiyi barındıran her iş,her hedef,her niyet de ölümsüz olacaktır.
Neye ihtiyacımız olduğunu tam anlamıyla bilemeyiz.Bunu anlayamadığımız için bulunduğumuz yeri ve noktayı beğenmiyoruz.Bunu anlayamadığımız için aynadaki aksi sevmiyor,suçluyoruz.Bizim neye ihtiyacımız olduğunu bizden daha iyi bilene teslim olmamız gerekiyor belkide.
İzin versek belki...Kalbimizdeki yaralara merhem olmak isteyen ‘Bir’i var.
İzin versek belki,bir adımına sana ‘kucak açan’ var.
İzin versek belki,bizi en güzel şekilde ağırlayacak ‘evin sahibi’...
Ve insan kendi çabasıyla değil sevgiyle yaşar.Çünkü tüm merhametlileri kuşatan bir ‘merhamet ’ var onu yaşatan,bakışları üstünde olan,an be an koruyup kollayan...
Bazen basit bir 3 soru tüm sorularınızın cevabını verir.Sorular basittir.Cevaplarda ise kendi algıların kadar derinleşirsin...
Mutlaka okuyun.
Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dile çevrilen ,en çok satan ve en çok okunan bir kitap..
Küçük Prens /Antoıne De Saınt-Exupery /
Yazarı, 2.Dünya Savaşı sırasında ülkesine hizmet eden bir pilot idi. En hızlı mesafeyi kat etme denemesi yaparken uçağının Sahra çölüne düşmesi ile kitabın zemini oluşmuş olur. Kendi hayatından detayların ve tecrübelerin de
bulunduğu bu hikayeyi yazar.
Küçük bir prens ile karşılaşır.Onunla arkadaş olur,onu dinler,ona resim çizer ve onun penceresinden bakar hayata...
Aslında yetişkinlere kendi içindeki/içlerindeki çocuktan seslenir yazar..
Kendi minik gezegeninde yaşar bu Küçük Prens.Günbatımını çok sever.Sorumluluk sahibi ve arkadaş canlısıdır.Hayatın anlamını arar.Yıldızları seyreder büyük bir heyecanla,özenle büyüttüğü çiçeğine ise aşıktır.
Meraklıdır, diğer gezegenlere doğru bir yolculuğa çıkar.Otorite tutkunu bir kral,kendini beğenen kibirli bir adam ,umutsuz bir sarhoş,sahip olma hevesinde bir iş adamı,görev düşkünü bir fenerci,ve kimin için bilim yaptığını unutan bir bilim adamı ile karşılaşır. Fakat gördüğü manzara hiç de istediği gibi değildir. Yolculuğu boyunca hep şunu söyleyecektir:”Şu büyükler gerçekten de çok tuhaf...”
Kitaptaki çizimler (küçükken çizimleri beğenilmemiş olsa da /gayet güzel )yazarın kendi suluboya çizimleridir.
Başit bir anlatıma sahip olsa da metaforlar içeren,üzerine düşünülmesi gereken,mutlu eden,eğlenceli bir hikaye.İçindeki çocuğun izini sürenlere,onu dinleyebilenlere,yüreği ile görebilenlere ne mutlu...
Kitaptan:
“Biliyor musun,insan üzgün olduğu zaman gün batımını çok sever.”
“Kuşkusuz büyükler yeryüzünde çok fazla yer kapladıklarını düşünürler.Kendilerini baobap ağaçları kadar önemli zannederler.”
“İnsanların arasında da yalnızlık duyabilir insan,”dedi
“Örneğin,öğleden sonra saat dörtte
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,9bin okunma