Sis ve Gece, Kavim, Bab-ı Esrar, Sultanı Öldürmek gibi kitaplarından sonra bu kez de Kayıp Tanrılar Ülkesin’i okuma fırsatı buldum Ahmet Ümit’in. Ahmet Ümit okuduysanız bilirsiniz, Ahmet Ümit’in kitaplarında yalnızca bir olay örgüsü değil aynı zamanda ya bir Ermeni meselesi ya bir Almanya Nazi dönemi ya Osmanlıya ait atıflar ya da bu kitapta olduğu gibi mitolojik bilgilerin olduğu eğitici bilgiler olur. Bu kitap da Yunan mitolojisinin temel alındığı bir cinayet romanı. Kitabı okumadan önce mitoloji ile alakalı bir kitap olacağını biliyordum fakat kitabı okurken hem mitolojik bilgileriniz tazeleniyor hem de bilmediğiniz bazı bilgileri öğrenme fırsatı buluyorsunuz.
Gördüğü ağır işkencelere rağmen Palmira antik kentinin en önemli eserlerinin yerini söylemediği için kafası kesilerek öldürülen arkeolog Halid Esad’ın anısına armağan etmiş bu kitabı kıymetli yazarımız.
Almanya’da işlenen bir cinayeti, baş komiser Yıldız Karasu ve yardımcısının çözmeye çalışmasını konu alan bir kitap Kayıp Tanrılar Ülkesi. Cinayeti ele alırken hem Yunan mitolojisi hem Türkiye ve Almanya arasındaki kültür farklılıklarını, hem ırkçılık ve faşizmi, hem de aynı zamanda Nazi olaylarına epeyce değiniliyor. Bölümlerin bazılarında sadece mitoloji anlatılmasını açıkça çok sevdim çünkü zaten ilgili olduğum bir konu ve kitabın son kısmında da Ahmet Ümit’in kitaplarının vazgeçilmez karakterlerinden biri olan başkomiser Nevzat’a yer vermesi beni çok mutlu etti ve gülümsetti Birbiriyle bağlantılı olan kitap karakterlerini seviyorum.
Yazarımızın mitolojiyi bu kadar sade ve güzel anlatmasıyla beraber acaba tanrıların savaşından da bahsediyor mu diye düşünürken bölümlerinden birinde tanrıların savaşından da bahsetmesi hoşuma giden ayrıntılardan biri oldu.
Kitapta benim için en önemli olan noktalardan biri de
Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağ duyusu ver.