Büşra Koçak

Büşra Koçak
İnsanlar kötüydü, kitaplara sığındım.
Unutmanın Bedelini ödeyecek unutanlar...
8/10
·504 syf.··
2023 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 17:17
Sis ve Gece, Kavim, Bab-ı Esrar, Sultanı Öldürmek gibi kitaplarından sonra bu kez de Kayıp Tanrılar Ülkesin’i okuma fırsatı buldum Ahmet Ümit’in. Ahmet Ümit okuduysanız bilirsiniz, Ahmet Ümit’in kitaplarında yalnızca bir olay örgüsü değil aynı zamanda ya bir Ermeni meselesi ya bir Almanya Nazi dönemi ya Osmanlıya ait atıflar ya da bu kitapta olduğu gibi mitolojik bilgilerin olduğu eğitici bilgiler olur. Bu kitap da Yunan mitolojisinin temel alındığı bir cinayet romanı. Kitabı okumadan önce mitoloji ile alakalı bir kitap olacağını biliyordum fakat kitabı okurken hem mitolojik bilgileriniz tazeleniyor hem de bilmediğiniz bazı bilgileri öğrenme fırsatı buluyorsunuz. Gördüğü ağır işkencelere rağmen Palmira antik kentinin en önemli eserlerinin yerini söylemediği için kafası kesilerek öldürülen arkeolog Halid Esad’ın anısına armağan etmiş bu kitabı kıymetli yazarımız. Almanya’da işlenen bir cinayeti, baş komiser Yıldız Karasu ve yardımcısının çözmeye çalışmasını konu alan bir kitap Kayıp Tanrılar Ülkesi. Cinayeti ele alırken hem Yunan mitolojisi hem Türkiye ve Almanya arasındaki kültür farklılıklarını, hem ırkçılık ve faşizmi, hem de aynı zamanda Nazi olaylarına epeyce değiniliyor. Bölümlerin bazılarında sadece mitoloji anlatılmasını açıkça çok sevdim çünkü zaten ilgili olduğum bir konu ve kitabın son kısmında da Ahmet Ümit’in kitaplarının vazgeçilmez karakterlerinden biri olan başkomiser Nevzat’a yer vermesi beni çok mutlu etti ve gülümsetti Birbiriyle bağlantılı olan kitap karakterlerini seviyorum. Yazarımızın mitolojiyi bu kadar sade ve güzel anlatmasıyla beraber acaba tanrıların savaşından da bahsediyor mu diye düşünürken bölümlerinden birinde tanrıların savaşından da bahsetmesi hoşuma giden ayrıntılardan biri oldu. Kitapta benim için en önemli olan noktalardan biri de
Edebiyat
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Reklam
‘’Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.’’
3/10
·520 syf.··
2023 6. kitabı
·
290 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2023 00:45
6 yılda yazılan dev roman masumiyet müzesi... Kitap birinci tekil şahısla yazılmış olup okuması açıkçası sabır isteyen bir kitaptı. Normalde sevdiğim kitaplarla alakalı uzun uzun yazmayı severken bu kez ‘’Büşra neden eleştirmek istediğin şeyleri açıkça söylemiyorsun, sonuçta düşünce özgürlüğü var ve rahatsız olduğun düşünceleri de yazabilirsin’’ şeklinde düşünerek bu kitap hakkında inceleme yazısı yazma konusunda kendimi cesaretlendirdiğim bir kitap oldu. Kitap pek çok kişi tarafından beğenilmiş olsa da herkese hitap etmeyeceğini düşündüğüm rahatsız edici cinsellik ve başörtüsü konusunda toplumu ötekileştiren pek çok cümle barındırıyor. Sözde batılılaşma ile toplum arasındaki sınıf farkını açıkça ortaya koyan ve bekareti çağdaş kadınların önemsemediği fakat yobaz kadınların epey önemsediği bir konu olduğu üzerinde bölümlerin olduğu kitapta baş kahramanımız Kemalin aşkını konu alan bir kitap Masumiyet Müzesi. Kitapları yarım bırakmayı sevmediğimden dolayı pek çok kez ara verdiğim bir kitap oldu kendisi -belki de Nobel ödüllü bir yazarın bu kadar ötekileştiren cümleleri rahatsız etmişti beni bilmiyorum-. Fakat hakkını vermek gerek betimlemeler o kadar derindi ki gerçekten sanki keskinlerin evindeki yemek masasının bir sandalyesinde de ben oturuyormuşum gibi hissettim. Olay örgüsü sağlam ve karakter tasvirleri derindi. Kitabın son bölümünde Orhan Pamuk’un kendi ağzından yazdığı kısımda kitaba güzel bir espri katmıştı açıkçası. Müze eşyaları sıkmadan ve merak uyandıran bir şekilde betimlenildiğinden dolayı açıkçası eğer yolum düşerse masumiyet müzesini ben de gezmek isterim. Kitabın bana hitap etmemesi kitaba dair fikrimi belirtmeyeceğim ve de beğendiğim bölümleri söylemeyeceğim anlamına gelmez ve bence asıl yobazlık sadece kendi görüşünün doğru olduğuna körü körüne
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Engelsiz Bir Kalp: Melody
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2022 17:46
İçimdeki müzik, Melody adlı beden engelleri bulunan ama ruhu engelsiz olan bir kızın hikayesini anlatıyor. Kitabı okurken hem yeni bir bakış açısı kazanmanın hem de bu kadar akıcı bir kitap olmasından gerek sebebini bilmediğim, okuduğum her an kendimi iyi hissettiğim bir kitap oldu. Melody'yi okurken aslında insanların sadece bedenlerindeki engellerine göre değil de ruhundaki engellerin de ne kadar büyük, katı ve bazen onları aşmak için ne kadar çaba sarf etmemiz gerektiğini anladım. Melody bedensel engelli fakat kendi hikayesini anlatırken bu engellerin her birinden münezzeh. Çevremizde engelli diye adlandırdığımız insanların iç dünyasını daha yakından görebildiğimiz ve empati yeteneğini okuyarak kazanabileceğimiz bir kitap olduğunu düşünüyorum. Melody aynı zamanda kelimeleri renklere ya da sıcaklığa yahut farklı bir duyuya dönüştürerek, yani duyuları birbiriyle tamamlayarak aslında sinestezist bir birey olduğunu gördüm. Kitabın ilerleyen kısmında bundan zaten kendisi de bahsetmekte. Sinestezi ile ilgili yazılmış olan kısım bana biraz az gelmiş olsa da bu kısımlar benim daha çok ilgimi çekti açıkçası. Çevremizde zaman zaman bazen duygularını ifade ederken, bazen yaşadığı olayları anlatmaya çalışırken, insanların istediği gibi davranamadığını görüp onları kalıplara sığdırıyoruz. Aslında biraz daha dikkatli bakarsak bunlar da onların engelleri ama günümüzde engeli sadece ‘’beden engeli’’ olarak değerlendirdiğimiz için bu insanların engelleri göze çok batmıyor ve toplumda rahat bir şekilde kendilerine bir yer sağlayabiliyorlar. Çünkü engelleri dışarıdan görünebilen bir engel değil. Oysa hem bedenimizde hem de ruhumuzda sayısız engel bulunmakta. Engelli diye sınıflandırdığımız insanlara yaklaşırken engelin sadece bedende olduğunu düşünerek sebepsiz bir saçmalıkla o
Edebiyat
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,7bin okunma
Deniz Ruhlu Adam: Martin Eden
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2022 01:26
Jack London'ın ilk okuduğum ama izinin bende bir ömür devam edeceğini düşündüğüm bir kitap oldu Martin Eden. Zaman zaman ilahi bakış açısıyla yazılan bu kitap, kahraman bakış açısıyla başarılı ve tadında bir şekilde harmanlanarak karakterlerin iç dünyası hakkında tam da tadında diyebileceğimiz bir kurgu oluşturmuş. Her ne kadar kalın bir kitap olmuş olsa da yazarın üslubu ve karakterlerin derinliği kitabı akıcı kılmış doğrusu. Kitapta sınıf farkının keskin bir şekilde işlendiğini görüyoruz. Kitabın başında 'alt tabakadan' diye tarif edebileceğimiz; genç, yakışıklı, ve çalışkan bir genç olan Martin'in Arthur adındaki genci kurtarmasıyla, Martin'in 'üst tabakadan' insanlarla tanışması ve kendi içine yapacağı yolculuğu gözlemliyoruz. Martin'in bilgiye açlığının sebebi, Ruth'un sınıfına girip, biricik aşkını etkilemek içindi kitabın başında. ''Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğruna ölmeye.'' Kendini geliştirmek için yoğun bir çaba gösterirken ve bilgiye ulaşmaya çalışırken kendisinin aslında yazarlık için yaratıldığını fark ediyor ve olaylar birbirini takip ediyor. Martin'in denizci olmasından mıdır yüreğinin deniz kadar geniş olup ihtiyacı olan herkese yardım etmesi? Koca cüssesinde narin bir aşk barındıran Martin kitap boyunca sadık kaldı 'gerçek' aşkına... Martin'in bilgiye ulaşmaya çalışırken bilgeliğe ulaştığı; hem bilimin hem sanatın hem de ahlakın felsefesine inerek okuyucuya yoğun ve gerçek bilgiyi sunan başarılı bir eser Martin Eden. Ruth'a olan katıksız saf aşkı, kendisini geliştirmek için gösterdiği azmi, ve kitabın başından sonuna kadar yalnız kalan bu adam dokundu gönlümün bam teline... Herkesin okumasını tavsiye edeceğim, ve herkesin kendinden bir şey bulabileceğini düşündüğüm bir kitaptı,
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma