Jack London'ın ilk okuduğum ama izinin bende bir ömür devam edeceğini düşündüğüm bir kitap oldu Martin Eden. Zaman zaman ilahi bakış açısıyla yazılan bu kitap, kahraman bakış açısıyla başarılı ve tadında bir şekilde harmanlanarak karakterlerin iç dünyası hakkında tam da tadında diyebileceğimiz bir kurgu oluşturmuş.
Her ne kadar kalın bir kitap olmuş olsa da yazarın üslubu ve karakterlerin derinliği kitabı akıcı kılmış doğrusu.
Kitapta sınıf farkının keskin bir şekilde işlendiğini görüyoruz. Kitabın başında 'alt tabakadan' diye tarif edebileceğimiz; genç, yakışıklı, ve çalışkan bir genç olan Martin'in Arthur adındaki genci kurtarmasıyla, Martin'in 'üst tabakadan' insanlarla tanışması ve kendi içine yapacağı yolculuğu gözlemliyoruz.
Martin'in bilgiye açlığının sebebi, Ruth'un sınıfına girip, biricik aşkını etkilemek içindi kitabın başında.
''Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğruna ölmeye.''
Kendini geliştirmek için yoğun bir çaba gösterirken ve bilgiye ulaşmaya çalışırken kendisinin aslında yazarlık için yaratıldığını fark ediyor ve olaylar birbirini takip ediyor.
Martin'in denizci olmasından mıdır yüreğinin deniz kadar geniş olup ihtiyacı olan herkese yardım etmesi? Koca cüssesinde narin bir aşk barındıran Martin kitap boyunca sadık kaldı 'gerçek' aşkına...
Martin'in bilgiye ulaşmaya çalışırken bilgeliğe ulaştığı; hem bilimin hem sanatın hem de ahlakın felsefesine inerek okuyucuya yoğun ve gerçek bilgiyi sunan başarılı bir eser Martin Eden.
Ruth'a olan katıksız saf aşkı, kendisini geliştirmek için gösterdiği azmi, ve kitabın başından sonuna kadar yalnız kalan bu adam dokundu gönlümün bam teline...
Herkesin okumasını tavsiye edeceğim, ve herkesin kendinden bir şey bulabileceğini düşündüğüm bir kitaptı,