Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey....
İnsanların büyük çoğunluğu Kamala, düşen yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne,havada süzülür,dönüp durur,sağa sola yalpalar vurarak iner yere.Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer,belli bir yörüngede ilerler durur,hiçbir rüzgar vuramaz yanlarına,kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar