Rusya'da edebiyat, bizdeki gibi bir tür ekstra, kişinin hayatı ve temel meşguliyetleri çerçevesinde bir aksesuar değil, Rusların derin bir tutkuyla bağlı oldukları yaşam/yetişme biçimleridir. Nazım ya da nesirle olan ilişkileri Platonik bir aşk şeklindedir ve temelinde mükemmeliyete duydukları huşu dolu saygı yatar.
Atâullah İskenderî (rah) Letâifü'l-Minen adlı eserinde, mürşidi Şeyh Ebu'l-Abbas'ın (rah) şöyle dediğini nakleder:
"Bir gece Tîn suresini okuyordum; 'Gerçekten biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu en aşağı derecelere döndürdük' âyetine geldim. Bunun mânasının ne olduğunu düşünmeye başladım. O sırada bana levh-i mahfûz açıldı; bir de baktım ki orada şunlar yazılı:
Biz insanı ruh ve akıl yönünden en güzel biçimde (varlıklar içinde en yüksek mertebede) yarattık. Sonra nefsine ve hevâsına uyduğu için onu en aşağı derecelere indirdik."
Müzik nedir? Müzik ne yapar? Ve yaptığı şeyi neden yapar? Müziğin ruhu yüceltmek suretiyle etki ettiğini söylerler, saçma, yanlış! Müzik insanı etkiler, hem de korkunç şekilde etkiler, kendimden biliyorum, ama asla ruhu yücelterek değil. Müzik, insanın ruhunu yücelterek ya da alçaltarak değil, sinirini bozarak etkiler. Size nasıl anlatayım? Müzik kendimi, gerçek durumumu unutturur bana, beni başka, benim olmayan bir duruma taşır: Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, anlamadığım bir şeyi anlayabilirmişim, yapamadığım bir şey yapabilirmişim gibi gelir bana.