yaz meyveleri kıvamında dökülür
bileklerimden, kanımın renksiz
yalnızlığı. Güçsüz, Göçü kalkmış
bir yavrunun yavaşça çıkan
ölüm ıslığı. İnanmak, çatlarcasına
koşan bir suyun varlığıyla
Doğru inanıyorum fakat yalnızım.
Elimin üstünde göz koyduğum yer
bekliyor. Gökyüzüne doğru
ağlayışlar çıkarmayı. Tıpkı son ferdine
dek döğüşen bir ordunun,
tek başına bir umut yollaması gibi
düşmanın bağrına.
Hayattan alası var mı, küfür ederken
dişlerinden irin fışkıran.
Allahım ölmek, bilemiyorum
korkunç. Fakat ölmemek, ne kadar
sabır katar, doğan güneşin yanıyla bana
Elinden tutup gönderilen bir şey
yıldızlardan düşüp gelen
belki olur diye pışpışlatılan
sabretmek Allahım en kolayı
Fakat huzurun olması için
bir ömür boyu yutkunan bu yürek
ne etmesi lazımdır?
Kanım, renginden de ırak
mahrum tarlalar pınara
Damarlar berrek olsa ne fayda
Artık bu adam konuşamıyorsa...