Kitapta söylemek istediği tek şey, kim olursa olsun idam kötüdür...
bu yüzden adamımız iyi biri değil veya kendine yöneltilen suçlamaya karşı bir itirazı yok... doğru bir karardı ve temyizim reddedildi diyor.
Diğer yandan daha idam mahkumu değilken bile savcıyı ve diğer adalet çalışanlarını onları bir vampir gibi tanımlamış. Hiçbirinin kıyafetinde insanilik yok. Halbuki bu mesleklerin statü mesleği olduğunu düşünürsek özellikle halkın toplandığı karar duruşmasında juri dahil herkes jilet gibi giyinmiştir. Yazar bu şekilde bir adliye sunumu yaparak adalet düzeninin kokuşmuşluğu ve işlevsizliğini vurgulamış. Her yeri dökülen, küflü, köhne bir fabrika gibi.
İnsanları derinden sarsıp kitleleri dalga dalga harekete geçirecek bir eser diyemeyiz. Belki tartışmaya açılması onun için yeterliydi... bir şey bir kere tartışmaya açılırsa artık eskisi gibi kalması imkansızlaşır. Önsözüne de baktığımızda tartışmaya açmanın bile ne kadar zor olduğunu görüyoruz. Kitapta önemle bakmamız gerekenin dönemin hukuk anlayışı ve insanların idama karşı susamışlığını görmek olduğunu düşünüyorum.
Bir de de benim dikkatimi çeken sürekli "ben de diğer insanlar gibiydim" vurgusu... ben diğer insanlar gibiyken burdaysam, diğer insanlar da bir gün benim yerimde olabilir. Sonlarda verdiği diğer idam mahkumuyla arasına fark koymuş, evet o cezalandırılmayı hak eden, uslanmaz biri. Diğer idam mahkumunu anlatırken de değindiği onu toplum buraya itti, eğer toplumsal düzen böyle olmasaydı o da iflah olmaz bir suçlu olmazdı.
Yine de bu tarz eserlerin damağımda bıraktığı eksik arabesk tadı beni hep rahatsız etmiştir. Kibariye arabeski diyebiliriz... oysa içinde sanat olan ve tadı olan Orhan Gencebay eserleri..
Fransa'nın ve Fransız toplumunun idamla olan ilişkisine bakmak istiyorsanız, buyurun. Ama edebi