"Gerçekten de Evgenia'nın yüzünde hep bir ışık vardır. Bu ışık, açık kumral saçlarından mı, geniş alnından mı, iri yeşil gözlerinden mi yansır, anlayamazsınız."
"Bir kadın uzun parmaklarını uzatıyordu ölümün üzerinden. Ağzın yıldızlarla doluydu. “Yüce dağ başında ay kandil olur” türküsüyle bakıyordum yüzüne. Gecenin soluk aldığı her yerde omuzların gölleniyordu. Göğüslerin tanyerinin ayetleriydi. Tanrı bütün bayramları gövdenden indiriyordu."
"Sevgilim, söz evim, gamzeli sabahım
Yağmurlarla, böceklerle, ağaç kökleriyle
Yürüyeceğim canının yapraklarına
Yürüsün diye dünyaya güzelliğin bir daha
Belki son bir çınlama soğumuş eteklerinde."